Etiket:vize soruları

1
Selçuk Hukuk İcra İflas Hukuku 08-09 Vize Sınavı
2
Selçuk Hukuk Borçlar Genel Vize Soruları (2007/08)
3
Selçuk Hukuk Medeni Usûl Vize Soruları (2004/05)
4
Selçuk Hukuk Medeni Usûl Hukuku Vize Soruları (2005/06)
5
Selçuk Hukuk Ticaret Hukuku I Vize Soruları (2003/04)
6
Selçuk Hukuk Miras Hukuku Vize Soruları (2006/07)
7
Selçuk Hukuk Ceza Hukuku (Genel) Vize Soruları (2005/06)
8
Selçuk Hukuk Medeni Hukuk I. Vize Soruları (2003/04)

Selçuk Hukuk İcra İflas Hukuku 08-09 Vize Sınavı

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
İCRA VE İFLAS HUKUKU DERSİ
NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI VİZE SINAVI
23.01.2009
SINAV TALİMATI: 1. Sınav süresi 90 dakikadır. 2. Mürekkepli kalem kullanılacaktır. 3.İİK kullanmak serbesttir. 4. Kağıt sınırlaması yoktur. 5. Cevaplar mutlaka gerekçeli olacaktır.6. Öğretim türünü belirtiniz.
OLAY: Merkezi Konya’da bulunan Alacaklı kooperatif, aynı zamanda merkezi İstanbul’da olan bir kolektif şirketin de ortağı olan Ankaralı borçlu ortak B aleyhine, aidat alınmasına ilişkin kooperatif yönetim kurulu kararına dayanarak 06.09.2008 tarihinde genel haciz yoluyla icra takibi yapar. Borçlu ortak, icra takibinde “borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle yönetim kurulunun kararlaştırdığı faiz’e itiraz ederek, bu kadar borcu olmadığı” şeklinde itiraz eder. Alacaklı kooperatif, aidat ödenmesine ilişkin yönetim kurulu kararı bulunduğunu, bütün ortakların borcunu ödediğini ileri sürerek ve yönetim kurulu kararını arz ederek İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmiştir.
SORULAR 

1-Alacaklı Kooperatifin başvuracağı bu genel haciz yolu ile takipte, yetkili icra dairesi veya daireleri neresidir?(5 Puan).
2-Borçlunun itirazının niteliği nedir? Size göre geçerli bir itiraz mıdır? Takibe etkisi ne olur? (10 Puan)
3-İcra Mahkemesinin, itirazın kaldırılması hakkında nasıl bir karar vermesi gerekir. Tartışınız? (10 Puan).
4-Kooperatifin yapmış olduğu takip kesinleşmiştir. Borçlu kooperatife giderek aidat borcunu ödemiştir. Kooperatifte o anda orda bulunan kendisinin Kooperatifin yöneticisi olduğunu söyleyen bir şahıstan makbuz almıştır, makbuzun arkasını da kaşeleterek, imzalatmıştır.
a-Buna rağmen alacaklı kooperatifin takibe devam etmek istemesi üzerine, borçlunun ne yapması gerekir? Belirtiniz. (5 Puan)
b-Kooperatif makbuzun altına imzalayan şahsın kooperatifi temsile yetkili kişilerden olmadığını söyler ise, bunun yukarıdaki duruma etkisi ne olur? (5 Puan)
c-Borçlunun talebinin reddedildiğini varsayarsak bu durumda borçlunun ne yapması gerekir? Borçlunun kesinleşen takibi durdurmasının herhangi bir yolu var mıdır? (10 Puan).
5-Kooperatifin talebi üzerine, icra müdürü haciz için B’nin evine gelmiştir. İcra müdürü burada, B’nin kirada oturduğunu, ancak başkasına kiraya verdiği, mülkiyeti kendisine ait ve üzerinde ipotek bulunan bir de dairesinin bulunduğunu öğrenmiş ve B’nin kiraya verdiği dairesini haczetmiştir. İcra müdürünün bu işleminin doğru olup olmadığını Yargıtay’ın da bu konudaki görüşlerini de dikkate alarak cevaplayınız. Bunun üzerine borçlu neyi, ne zamana kadar, nerede ileri sürmesi gerekir? (10 Puan).
6-Borçlu B aleyhine, 09.06.2008 tarihli bir borç senedine dayanarak, C, genel haciz yolu ile takip yapmış ve takibi kesinleşmiştir. C, kooperatifin B’ye ait daire üzerine koydurmuş olduğu hacze iştirak etmek istemektedir. Bu mümkün müdür? Hacze iştirak için gerekli şartları da belirterek açıklayınız? (5 Puan).
7-Borçlunun evinde haczedilen dizüstü bilgisayar, borçluya yedi emin olarak bırakılmıştır. Borçlu bu bilgisayarı ikinci el bilgisayar alım-satım işi yapan D ye götürerek satmıştır. Bunu öğrenen alacaklı vekili, yerinde bu bilgisayarın borçlunun olduğunu iddia ederek, muhafaza tedbiri alınmasını istemiştir. D’nin bu bilgisayarın artık kendisine ait olduğunu iddia etmesine rağmen icra müdürü yeniden haciz yapmış ve muhafaza tedbirini alarak bilgisayarı bir yedi emin deposuna bırakmıştır.
a-Bilgisayarın mülkiyeti D’ye geçmiş midir? Neden? (10 Puan).
b-D’nin bu haciz sırasında hangi iddiayı ileri sürmesi gerekir? Bu iddia nasıl incelenir?(10 Puan).
8-Aşağıda bulunan Yargıtay Kararını kararı tekrar etmeksizin sadece İcra ve İflas Hukuku bilgileriniz açısından değerlendiriniz?(20 Puan).
Karar : “…Mahkemece davanın kabulüne, inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı, elinde ilam hükmünde belge olduğu halde ilamsız icra takibinde bulunmuş, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali ile %40 inkar tazminatı istemiştir. Mahkemece itirazın iptali ile %40 oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir. Elinde ilam veya ilam hükmünde belge bulunan kişi ilamların icrası yolu ile icra takibi yapabileceği gibi, ilamsız icra takibi de yapabilir. İlamsız icra takibi yapmasına engel yasa hükmü yoktur. Ne var ki davacı elinde ilam hükmünde belge olmasına rağmen ilamsız icra takibi yapmak suretiyle inkar tazminatı almayı amaçlamaktadır. Bu nedenle alacaklıyı iyi niyetli kabul etmek mümkün değildir. Alacaklı ilamsız icra takibi yaparak hakkını suistimal ettiği dosya içeriği ile anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi…” usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Başarılar Dilerim…
Prof. Dr. Ömer ULUKAPI
CEVAPLAR
C.1. Öncelikle genel yetkili icra dairesi olan borçlunun ikametgah icra dairesi Ankara İcra Daireleri yetkilidir. Olayımızda bir para alacağı söz konusudur. Para alacaklarında, aksine bir şey belirtilmemiş ise BK. 73 ‘e göre alacaklının ikametgahı ifa yeridir. Alacaklı kooperatifin merkezi ise Konya olduğuna göre, Konya icra daireleri de yetkilidir. Bu soruda kooperatif ortağı olan B’nin, kollektif şirketinde ortağı olması bir şey ifade etmemektedir.
C.2. Borçlunun itirazının niteliği kısmi itirazdır. Kısmi itirazın özelliği itiraz edilen kısmın belirtilmiş olması gerekliliğidir. Kısmı itiraz halinde yalnızca itiraz edilen kısım hakkında takip durmaktadır. Eğer itiraz edilen kısım belli değilse itiraz yapılmamış olarak kabul edilir. Olayımızda borçlu ana paraya değil uygulanan faize itiraz etmiştir. Yani itiraz edilen kısım bellidir. Çünkü faiz alacağı feri bir borçtur. Bu durumda anapara üzerinden takip devam edecek ancak takip talebinden belirtilen faiz kısmına ilişkin takip duracaktır.
C.3. İcra mahkemesinin alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddetmesi gerekir. Çünkü borçlunun itirazının kaldırılması için alacaklının elinde m. 68 de belirtilen belgelerden birinin olması gerekir. Oysa alacaklı kooperatif kendi yönetim kurulu kararına dayanarak itirazının kaldırılmasını talep etmiştir. Yani kendi yapmış olduğu bir belge ile karşı tarafın aleyhine belge yaratmıştır. Bu husus m. 68 de sayılan hususlardan değildir. Bu durum yargılamayı gerektirir. Bu nedenle alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali yoluna gitmesi gerekir. Ancak burada tartışılması gereken şey, m. 68’de yazılan belgelerden olan yetkili makamların usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler arasına girip girmediği tartışması yapılabilir. Kanundaki ifade “resmi dairelerin veya yetkili makamların” ifadesidir. Yani resmi daire dışında olmayan yetkili makamlarından bu şekilde belgeler düzenleyebilecekleri anlamına gelmektedir. Ancak yetkili olmaları gerekir ki sorun bu yetkiyi kimin vereceğidir. Kanun tarafından verilen bir yetki mi yoksa mesela olayımızda olduğu gibi kooperatif ortaklarının vereceği bir yetki geçerlimidir. Kat mülkiyeti kanunda buna benzer bir yetki verilmiştir. Kat malikleri yönetim kurulunun karar defterine işlenmiş aidat borçları m. 68 anlamında belge sayılır. Kooperatifiler kanununda bu şekilde özel hüküm olması gereklidir.
Not: Görüldüğü gibi bu bir tartışmadır. Bu tartışmayı yapmayıp ilk cevabı veren puan alacaktır. Ancak bu tartışmaya en azından giren veya yaklaşan veya en azından sorabilenler tam puan alacaktır. Sizden kapsamlı bir tartışma değil hukuki düşünüş mantığınız çerçevesinde en azından sorunu görüp göremediğiniz fark edilmeye çalışılmıştır.
C.4.a.Borçlu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse takibin iptal ve talikini icra mahkemesinden isteyebilir. Borçlu haczin kesinleşmesinden sonra borcunu ödemiş ve yetkili olduğunu düşündüğü kişilerden borcun ödendiğine dair belge almıştır. Bu belgeye dayanarak icra takibinin iptali yoluna gidebilir.
b. İcra takibinin iptali yolunda borçlunun elinde noter senedi veya imzası ikrar edilmiş bir adi senet olmalıdır. Olayımızda alacaklı kooperatif, borçlunun elinde bulunan makbuzun altını imzalayan şahsın kooperatifi temsile yetkili kişilerden olmadığını söylemektedir. Dolayısıyla alacaklı kooperatif, borçlunun elinde bulunan belgeyi inkar etmektedir. İcra mahkemesi icra takibinin iptali yolunda bu durumu inceleyemez. Bu nedenle borçlunun takibin iptali talebi reddedilmesi gerekir.
c. Bu durumda borçlunun genel mahkemelerde bir menfi tespit davası açması gerekir. Menfi tespit davasında iddia edilen hususlar her türlü delil ile incelenebilecek ve kesin hüküm teşkil edecektir. Takipten sonra açılan menfi tespit davasında borçlu takibi durduramaz sadece teminat karşılığında ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmesini engelleyebilir. Ancak borçlu icra veznesine takip konusu borcun tamamını yatırır ve mahkemeden tedbir yolu ile icra veznesindeki bu paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin bir tedbir kararı alabilir. Bu şekilde dolaylı yoldan takibi durdurabilir.
C.5. Burada sorulan soru meskeniyet iddiasının bu durumda da ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Borçlunun kendi evinde oturmayarak kira da otursa dahi haline münasip evi haczedilemez. Ancak bunun için bir evi olması ve o evin haline münasip ev olması ve ipotekli olmaması gerekir. İİK m. 82/12 e göre borçlunun haline münasip evi haczedilemez. Eğer evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır. Borçlu bu iddiasını şikayet yolu ile icra mahkemesine ileri sürmesi gerekir. Burada şikayet süresi haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gündür. Yargıtay’ a göre burada icra müdürünün her halukarda evi haczetmesi gerektiği borçlunun haczedilmezliği ileri sürmesi gerektiği görüşündedir. Bu görüş icra müdürünün haczedilmezlik kararına karşı yapılacak şikayetin incelenmesine kadar borçlunun evini satıp devretmesi ihtimalini bertaraf ettiği için, pratik ihtiyaçlara cevap vermesi bakımından isabetlidir. Ancak doktrin e göre haczedilmezlik hükümleri icra müdür ve yardımcılarına yönelik yazılmış bir hükümdür. Yani icra müdürünün bu hükümleri resen uygulaması gerekir. Bu durumda icra müdürünün borçlunun haline münasip evini hacizden kaçınabilmesi gerekir. Bunun üzerine alacaklının şikayet yoluna gitmesi gerekmektedir. Evini ipotek ettirmiş olan borçlunun ipotek alacaklısına karşı meskeniyet iddiasından vazgeçmiş sayılması gerekir. Ancak Yargıtay evini ipotek ettiren borçlunun bütün alacaklılarına karşı meskeniyet iddiasından vazgeçtiği görüşündedir. Ancak borçlu mesken kredisi almış ve bu kredi nedeniyle evini mesken kredisi veren bankaya haczettirmiş ise banka hariç diğer bütün alacaklılara hala meskeniyet iddiasından bulunabilir.
C.6. İlk haciz ilamsız takiptir. Takip tarihi ise 06.09.2008 dir. Yani ikinci alacaklının konulan ilk hacze iştirak etmesi için, ikinci alacaklının haciz isteme yetkisinin gelmiş olması, takip tarihinden önce alacağının doğmuş olması ve bunu kanunda sayılan belgelerden biri ile ispatlaması ve bunu ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar yapması gerekir. Olayımızda alacağın doğum tarihi olarak 09.06.2008 tarihi gösterilmektedir. Öncelik şartını taşımıştır. Ancak bu öncelik şartının İİK m. 100’de sayılan belgelerden biri ile ispatlanması gerekir. Oysa olayımızda ki belge bu sayılanlardan değildir. Yani tarafların aralarında tarihi serbestçe düzenleyebilecekleri bir belgedir. Bu nedenle icra müdürünün hacze iştirak talebini reddetmesi gerekir.
Not: Soruda sizden iştirak şartları dahilinde bir inceleme yapmanız istenmiştir. Öncelik şartı ve belge şartına özellikle değinilmesi belge şartının uymamasının nedeninin de yazılması gerekir.
C.7. a.Eşya hukuku hükümleri ve icra ve iflas hukuku hükümleri bir arada değerlendirildiğinde 3. kişi bilgisayarın mülkiyetini sahip olmuştur. Çünkü İİK 86’ya göre hacizli mal üzerinde borçlu, alacaklının muvafakatı ve icra müdürünün müsaadesi alınmaksızın mahcuz taşınır malda tasarruf edemez denilmekte. Hemen ardından haczedilmiş taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın zilyedlik hükümlerine dayanarak iyiniyetle iktisap ettiği haklar saklıdır denilmektedir. Buna göre 3. şahıs hacizli bir malı iyiniyetli olmak koşulu ile alırsa onun mülkiyetine sahip olacaktır. Aslında bu durum genel eşya hukuku hükümleri ile paralellik göstermektedir. Olayımızda 3. şahıs bilgisayar alım satım yapan bir şahıstır ve kural olarak iyiniyetldir. Bu nedenle mülkiyet 3. şahsa geçmiştir.
Not: Cevaplarınızda “mülkiyet geçmiştir” gibi ifadeler vardır. Ama nedenleri açıklanmamaktadır. Mülkiyetin neden geçmiş olduğu hem icra gerekiyor ise eşya hukuku hükümlerine göre açıklanması gerekir. aksi takdirde cevap yanlış olarak değerlendirilecektir.
b. 3. şahsa mülkiyetin geçmesi nedeni ile 3. şahıs bir mülkiyet iddiası ileri sürmektedir. Yani icra hukukunda bunun karşılığı istihkak iddiasıdır. Mal 3. kişinin elinde iken haczedilmiştir. Dolayısıyla burada İİK m.99 uygun bir istihkak prosedürün yürütülmesi gerekir. yani haczedilecek şey borçlunun elinde olmayıpta üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü şahıs nezdinde bulunursa icra müdürü o şahıs aleyhine icra mahkemesine müracaat için alacaklıya yedi gün mühlet verir. Bu mühlet içinde icra hakimliğine dava ikame edilmezse üçüncü şahsın iddiası kabul edilmiş sayılır. Burada bilgisayar 3. şahsın elinde haczedildiği için mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olacaktır. Dolayısıyla davayı açacak olan alacaklı veya borçlu malın 3. kişinin olmadığını ispatlamak zorunda kalacaktır. Olayımızda bir iyiniyetli mal iktisabı olduğu için davacı 3. kişinin iyiniyetli olmadığını malın haczedilmiş olduğunu bilerek malı aldığını dolayısıyla mülkiyetin 3. kişiye geçmediğini ispatlamak zorunda kalacaklardır.
C. 8. Sorun; İlam niteliğinde bir belge ile ilamsız icraya gidildiği zaman borçlunun itirazı üzerine duran takip itirazın iptali yolu ile hükümden düşürülmek istendiğinde icra inkar tazminatına hükmedilecek midir. Alt derece mahkemesi icra inkar tazminatına hükmedileceğine karar vermiş ancak Yargıtay alacaklının ilam niteliğinde bir belge olmasına rağmen ilamsız icra yolunu tercih eden alacaklının kötüniyetli olması nedeniyle alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğine karar vermiştir.
Çözüm: Elinde ilam niteliğinde bir belge bulunan alacaklının ilamsız icra takibi yapmasını engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlunun borca itirazına olanak vermesine ve böylece alacağına kavuşmasının gecikmesi ihtimalini bünyesinde taşımasına; kısaca ilamlı takip yoluna kıyasla, kendisi için daha az avantajlı olmasına rağmen, somut olayda ilamsız takip yolunu seçen davacı alacaklının, salt icra inkar tazminatı alabilmek için bu yola gittiğinin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gibi, davacı hangi saikle hareket etmiş olursa olsun borca haksız şekilde itiraz ettiği çekişmesiz olan borçlu davalının da, borca haksız şekilde itiraz etmesi ve açılacak itirazın iptali davasında davacı alacaklının da istemesi halinde inkar tazminatına mahkum edilebileceğini bilebilecek durumda olduğu açıktır. Borca haksız şekilde itiraz eden borçlunun, asıl borçla birlikte icra inkar tazminatına mahkum edilmesi, eğer isteseydi borca itiraz etmeyerek önleme olanağına sahip olduğu halde, itiraz yolunu seçmek sureti ile bizzat kabullendiği kaçınılmaz bir hukuksal sonuçtur.
Sonuç: İlamlı niteliğinde ki bir belge ile de ilamsız icra yoluna gidilebilir. İtiraz halinde de şartları oluşmak koşulu ile icra inkar tazminatını borçlu mahkum edilebilir. Bu nedenle Yargıtay’ın vermiş olduğu karar yanlıştır.
Cevaplar Arş. Gör. Sayın Hakan Albayrak tarafından hazırlanmıştır.

Selçuk Hukuk Borçlar Genel Vize Soruları (2007/08)

2007 – 2008 ÖĞR. YILI, S.Ü. HUKUK FAK. BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜK. VİZE İMTİHANI 18.01.2008

TALİMAT: 1) Süre 45 dakikadır. 2) Her soru 4 puandır. 3)Yanlışlar doğruları götürmez. 4) Mevzuat kullanılabilir. 5) Sorular ve cevapları 19.01.2008’de www.sahinakinci.com adresinde yayınlanacaktır.

SORULAR
VE
AÇIKLAMALI CEVAPLAR

S. 1. Aşağıdakilerden hangisi hukuki işlem değildir? (2007 Adli Yargı Hakim ve Savcılık S.S.)

A) Temerrütte bulunan borçluya ek süre tayini B) Takas beyanı C) Sözleşmenin feshi D) Şirket yönetim kurulu kararı E) İlan suretiyle vaat

CEVAP:

Bu sorunun doğru cevabı A seçeneğidir. Çünkü temerrüda düşen borçluya ek süre verilmesi hukuki işlem değil, hukuk işlem benzeri bir fiildir. Takas, sözleşmenin feshi ve ilan suretiyle vaat tek taraflı hukuki işlemdir. Kararlar ise çok taraflı hukuki işlem olarak nitelendirilirler.

S. 2. Hata ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2007 Adli Yargı Hakim ve Savcılık S.S.)

A) Kendi kusuruyla hataya düşen taraf sözleşmeyi iptal edemez. B) Karşı tarafın, hataya düşenin gerçekte yapmak istediği sözleşmeyi icraya hazır olduğunu bildirmesi halinde iptal hakkı kullanılamaz. C) Beyan hatası hallerinden farklı olarak, saikte hata sebebiyle sözleşmenin iptali için hatanın esaslı olması gerekir. D) Borçlar Kanunu’na göre, hata nedeniyle sözleşmeyi iptal hakkının hatanın fark edildiği andan itibaren 1 yıl, her halde sözleşmenin kurulduğu andan itibaren 10 yıl içinde kullanılması gerekir. E) İptal hakkı bakımından kanunda öngörülen sürenin dolduğu, muhatap tarafından defi olarak ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulamaz.

CEVAP:

Doğru cevap B’dir. Çünkü BK. M. 25/II’ye göre hataya düşenin yapmayı kastettiği akdi diğer taraf icra etmeye hazır olduğunu bildirirse, bu akit hataya düşeni bağlar. Hata edenin böyle bir durumda akdi iptal etmek istemesi dürüstlük kuralına da aykırı düşer.

A seçeneği yanlıştır. Çünkü hataya düşen zaten dikkatsizliği sonucu düşmektedir. Yani hata eden genellikle kendisi kusurlu olacaktır. Böyle bir durumda iptal hakkının tanınmaması hata hükümlerini uygulanmasını neredeyse imkansız hale getirir. Zaten Kanunda da kusuruyla hataya düşenin tazminat isteyemeyeceği yönünde bir kural bulunmamaktadır.

C Seçeneği de yanlıştır. Zira akdin iptal edilebilmesi için hatanın esaslı olması gerekir. Bu kural tüm hata türleri için geçerlidir.

D Seçeneği yanlıştır. Çünkü Kanun 10 yıllık bir üst sınır öngörmemiştir.

E de yanlıştır. Çünkü iptal süresi hak düşürücü bir süredir. Bu nedenle resen gözetilmesi gerekir. Zamanaşımı süresi olsaydı def’i olarak ileri sürülmesi gerekirdi.

S. 3. Dürüstlük kuralı aşağıdakilerin hangisinde uygulanmaz? (2006 İdari Yargı Hakimlik S.S.)

A) Borçların ifasında B) Hakların kullanılmasında

C) Sözleşmelerin değişen şartlara göre uyarlanmasında

D) Hukuki işlemlerde taraf irade beyanlarının yorumlanmasında E) Hukuki işlemlerin birinci derecedeki noktalarının tamamlanmasında

CEVAP:

Doğru cevap E seçeneğidir. Çünkü hukuki işlemin 1. derecedeki noktalarında boşlu varsa tarafların iradeleri uyuşmamış dolayısıyla akit kurulmamış demektir. Kurulmamış bir akdin tamamlanmasından söz edilmez.

S. 4. S ile A arasında adi yazılı olarak yapılan taksitle bilgisayar satım sözleşmesinde taksitlerden birinin gecikmesi halinde aylık % 5 gecikme faizi ödenmesi öngörülmüştür. A’nın taksitlerini sık sık geciktirmesi üzerine, S telefonla “bundan böyle gecikilen her ay için gecikme faizinin aylık % 10 olduğunu” bildirmiş, A da bunu kabul etmiştir.

Buna göre, taraflar arasında faizin aylık % 10 oranına çıkarılmasına ilişkin anlaşmayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2006 İdari Yargı Hakimlik S.S.)

A) Bu anlaşma icap ve kabul şeklinde oluşmuştur, geçerlidir. B) Uyuşmazlık halinde, bu anlaşma ispat edildiğinde geçerlidir. C) Bu anlaşma geçerlilik şekline uygun olmadığı için bağlayıcı değildir. D) Bu anlaşma A’nın önceki taksitlerini geç ödediğinin ispat edilmesi halinde geçerlidir. E) Bu anlaşma tehdit altında yapılmamış ise geçerlidir.

CEVAP:

Taraflar yazılı olarak yapmış oldukları bir sözleşmede değişiklik yapmak istemektedirler. Menkul satımı kural olarak belli bir şekle bağlanmamıştır. Ancak BK. m. 16’ya göre taraflar, Kanunun şekle bağlı kılmadığı bir sözleşmeyi şekle bağlı hale getirebilirler. Buna iradi şekil denir. Eğer bir şekil mecburiyeti öngörülmüşse, bu şekil ister kanuni, ister iradi şekil olsun, o şekle uygun olmayan sözleşmeler geçersiz sayılırlar. BK. m. 12’ye göre, ise yazılı şekle tabi tutulmuş bir sözleşmenin değiştirilmesi de aynı şekle tabidir. Bu nedenle, olaydaki sözleşme geçerlilik şekline uygun olmadığı için bağlayıcı değildir.

S. 5. Bir satım sözleşmesinde tarafların irade beyanlarının satılan mal üzerinde uyuşmamış olması durumunda aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur? (2001 İdari Yargı Hakimlik S.S.)

A) Sözleşme yok hükmündedir. B) Sözleşme batıldır.

C) Sözleşme iptal edilebilir. D) Sözleşme eksiktir. E) Sözleşme hakim tarafından tamamlanır.

CEVAP:

Tarafların iradeleri akdin objektif esaslı noktaları üzerinde uyuşmamıştır. Bu durumda akit kurulmamış olur. Yani yok hükmündedir. Doğru cevap A seçeneğidir. Yoklukla malul olan bir sözleşmenin butlanından, iptalinden, eksikliğinden ya da hakim tarafından tamamlanmasından söz edilemez.

S. 6. (S), arkadaşı T’ye ait buzdolabını kendi hesabına

(Ü)’ye satmıştır. Bu olayla ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur? (2001 İdari Yargı Hakimlik S.S.)

A) (S) ile (Ü) arasındaki satım sözleşmesi, sözleşmenin konusu baştan itibaren imkânsız olduğundan batıldır.

B) (S) ile (Ü) arasındaki sözleşme geçerlidir, (S) ifada bulunmazsa, (Ü)’nün zararlarını ödemek zorundadır.

C) (S) ile (Ü) arasındaki sözleşme (T)’nin icazet vermesiyle geçerli olur. D) Burada dolaylı temsil vardır; (T), buzdolabını (Ü)’ye teslim etmedikçe, (S)’den satım bedelini talep edemez. E) Sözleşme geçerlidir; ancak (S)’nin ifada bulunması mümkün olmazsa borç sona erer.

CEVAP:

Yapılan işlem bir taahhüt işlemidir. Taahhüt işlemi yapabilmek için tasarruf yetkisine ihtiyaç yoktur. Mala o anda sahip olmak da gerekmez. Bir başkasının malı ile ilgili olarak da geçerli bir biçimde taahhüt işlemi yapılabilir. Yapılan işlem geçerlidir. Fakat borçlu borcunu ifa edemezse alacaklıya karşı sorumlu olur. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Bu olayda bir imkansızlık yoktur. Ayrıca T ile S arasında bir temsil ilişkisi de bulunmamaktadır. T bu işlemi kendisi için yapmıştır. Arkadaşı S için değil. Bu nedenle aralarında bir yetkisiz temsilin varlığından dahi söz edilemez. Dolayısıyla diğer seçenekler doğru değildir.

S. 7. Aşağıdaki kavramlardan hangisiyle bir kimsenin aldığı ödüncü temin etmek amacıyla ve borcunu ödediği takdirde tekrar kendisine iade edilmek üzere taşınmazını alacaklıya temlik etmesi açıklanabilir? (2001 İdari Yargı Hakimlik S.S.)

A) Hile B) Muvazaa C) İnançlı temlik D) İnançlı vekâlet

E) Kanuna karşı hile

CEVAP:

Doğru cevap C seçeneğidir. Olayda bir inançlı temlik vardır.

S. 8. Üçüncü kişinin hilesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (2002 İdari Yargı Hakimlik S.S.)

A) Üçüncü kişinin hilesi her durumda sözleşmeyi kesin olarak hükümsüz kılar. B) Üçüncü kişinin hilesini diğer taraf biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, hileye uğrayan taraf sözleşmeyi iptal edebilir. C) Üçüncü kişinin hilesi, diğer tarafça bilinmese dahi, hileye uğrayan taraf süresi içinde sözleşmeyi iptal edebilir, ancak iyiniyetliyse, onun zararlarını ödemek zorundadır. D) Üçüncü kişinin hilesi taraf hilesi gibidir, hileye uğrayan taraf süresi içinde sözleşmeyi iptal edebilir ve tazminat ödemek zorunda değildir..E) Üçüncü kişinin hilesi ancak bir beyan hatasına yol açmışsa, sözleşme geçersiz olur.

CEVAP:

BK. m. 28/II’ye göre üçüncü kişinin hilesi halinde akit geçerlidir. Ancak diğer taraf üçüncü kişinin hilesini biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa hileye maruz kalan hile hükümlerine göre akdi iptal edebilir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

S. 9. Aşağıdakilerden hangisi aktin kurulduğu anda konusunun imkânsız olmasının hukukî sonucudur? (2001 İdari Yargı Hakimlik S.S.)

A) Akit batıl olur. B) Borç sona erer. C) Akit bir yıl içinde iptal edilebilir. D) Borçlu imkânsızlığı bilmese de alacaklının zararlarını tazmin eder ve varsa karşı edimi isteyebilir.

E) Akit yok hükmündedir.

CEVAP:

BK. m. 20’ye göre başlangıçtaki imkansızlığın müeyyidese butlandır. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.

S. 10. İrade sakatlığı nedeniyle iptal hakkı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2006 Adli Yargı Hâkimlik ve Savcılık S.S. Kısmen değiştirilmiştir.)

A) Hilenin esaslı bir nitelik taşımaması durumunda sözleşmeyi iptal hakkı kullanılamaz. B) Hileye uğrayan kimse, sözleşmenin iptali için öngörülen 1 yıllık sürenin dolmasından sonra da, bu sözleşme gereği yerine getirmekle yükümlü olduğu edimlerin ifasından kaçınabilir. C) Kendi kusuru ile hataya düşen taraf sözleşmeyi iptal edemez. D) Zamanaşımını kesen durumlardan birinin mevcudiyeti halinde iptal hakkının kullanılması için öngörülen 1 yıllık süre yeniden işlemeye başlar. E) Karşı taraf beyan sahibinin hataya düştüğünü biliyorsa, akdin iptal edilmesi durumunda beyan sahibinden (hata sebebiyle akdi iptal eden kişiden) tazminat isteyemez.

CEVAP:

Hile halinde BK. m. M. 31’de 1 yıllık bir iptal süresi öngörülmüştür. Fakat hile aynı zamanda bir haksız fiil teşkil eder. Bu nedenle BK. m. 60/III’deki def’i 1 yıllık süre geçse bile hileye maruz kalan tarafından ileri sürülebilir. Böylece, eğer hileli fiil yüzünden hileye maruz kalan diğer tarafa karşı borçlanmışsa, bu def’iyi ileri sürmek suretiyle borcu ifa etmekten imtina edebilir. Açıkladığımız nedenlerden ötürü doğru cevap B seçeneğidir.

A seçeneği doğru değildir. Çünkü BK. m. 28/I’de hileye maruz kalan kişinin hatası esaslı olmasa bile akdi iptal edebileceği düzenlenmiştir.

2. soruda açıkladığımız nedenlerle C seçeneği de yanlıştır.

D seçeneği de yanlıştır. Çünkü iptal hakkı zamanaşımına değil, hak düşürücü süreye bağlıdır. Bu nedenle sürenin durması ya da kesilmesi sözkonusu değildir.

Hakimlik sınavında E seçeneğinde yer alan ifade henüz anlatılmayan bir konu ile ilgili olduğu için çıkarılmış ve yerine yukarıdaki ifade konulmuştur. Bu ifade de yanlıştır. Çünkü karşı taraf beyan sahibinin hataya düştüğünü biliyorsa, hukukumuzda hakim olan yeni güven teorisine göre akit beyan sahibinin gerçek iradesine göre kurulmuş olur. Böylece beyan sahibinin akdi iptal etmesi için bir sebep kalmaz. Diğer taraf beyan sahibinin gerçek iradesi doğrultusunda edimini ifa etmek zorundadır.

S. 11. Aşağıdakilerden hangisi külfet değil, yükümlülüktür?

A) Satın alınan malın muayene edilmesi B) Ayıbın ihbarı

C) Faiz alacağının saklı tutulması D) Hekimin hastayı aydınlatması E) Alacaklının sözleşmeye uygun olan ifayı kabul etmesi

CEVAP:

Hekemin hastayı aydınlatması bir koruyucu yan yükümlülüktür. Yerine getirilmezse, bu yüzden ortaya çıkan zararların tazmini talep edilebilir. Oysa diğer seçeneklerde verilenlerin hepsi külfettir. Karşı tarafın bu külfetleri yerine getirmemesi halinde bir ifa davası açılamayacağı gibi tazminat da talep edilemez. Örneğin alacaklı ifayı kabul etmezse borçlu edimi tevdi edebilir. Fakat alacaklıyı ifayı kabule zorlayamaz. Bu yüzden bir zararı almayacağı için tazminat da isteyemez.

S. 12. Aşağıdakilerden hangisi eşyaya bağlı borçların özelliklerinden bir tanesidir?

A) Bu tür borçlarda da akit serbestisi ilkesi geçerlidir. B) Sadece kanundan doğarlar. C) Konusu sadece müspet bir edim (yapma ya da verme edimi) olabilir. D) Eşyaya bağlı borçlarda eşyanın zilyedi değil maliki borç altına girer ve borç mülkiyet hakkını takip eder. E) Borç yeni maliki bağlar fakat sonraki malikleri bağlamaz.

CEVAP:

Bu tür borçlarda akit serbestisi değil sınırlı sayı ilkesi geçerlidir. Eşyaya bağlı borçlar sözleşmeden de doğabilirler. Örneğin kira sözleşmesinin şerhedilmesi gibi. Bu nedenle A ve B seçenekleri yanlıştır.

Eşyaya bağlı borç, bir eşyaya zilyet ya da malık olmak dolayısıyla bir kimsenin borç altına girmesidir. Bu nedenle D seçeneği de yanlıştır.

Eşyaya bağlı borçlarda borç, o eşyanın tüm yeni maliklerini bağlayacağı için E seçeneği de yanlıştır.

Doğru cevap C’dir. Çünkü eşyaya bağlı borçların konusu olumsuz edimler olamaz.

S. 13. Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Takas, tek taraflı irade beyanıyla kullanılabilen bozucu yenilik doğuran bir haktır. B) Yenilik doğuran haklar genellikle bir yıllık zamanaşımı süresine tabidirler.

C) Yenilik doğuran hakların başkasına devri mümkün değildir. D) Şarta bağlı yenilik doğuran haklar şart gerçekleşmeden ileri sürülemez. E) Hak sahibi yenilik doğuran hakkını kullandıktan sonra 1 ay içinde rücu etmezse bir daha rücu edemez.

CEVAP:

Doğru cevap A’dır. Takas ile karşı tarafın bir hakkı sona erdirildiği için bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu hak tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılabilir. Diğer tarafın kabul beyanına ihtiyaç yoktur.

B seçeneği yanlıştır. Çünkü yenilik doğuran haklar hak düşürücü süreye bağlıdır.

C de yanlıştır. Çünkü bu haklar, ait oldukları hukuki ilişki ile birlikte bir başkasına devredilebilirler.

Yenilik doğuran haklar şarta bağlanamayacağı için D seçeneği de yanlıştır.

Yenilik doğuran haklar kullanıldıktan sonra rücu edilemez. Bu nedenle E seçeneği de yanlıştır.

S. 14. Def’i ile ilgili söylenenlerden hangisi doğrudur?

A) Varlığı tartışmasız bir biçimde kabul edilen def’ilere kesin def’iler; doğup doğmadığı henüz belli olmayan def’ilere ise kesin olmayan def’iler denir. B) Def’iyi menfaati olan herkes ileri sürebilir. C) Def’i, borcun doğmadığı yahut sona erdiği veya geçersiz olduğunun ileri sürülmesidir. D) Def’i, hakim tarafından resen dikkate alınamaz. E) Def’i hakkı doğduktan sonra 1 yıl içinde ileri sürülmezse bir daha ileri sürülemez.

CEVAP:

Kesin def’i, karşı tarafın hakkını kesin olarak ortadan kaldıran def’idir. Örneğin zamanaşımı def’i gibi. Kesin def’ilerin karşısında geciktirici def’iler yer alırlar. Bunlar hak sahibinin hakkını belli bir süre (geçici olarak) ileri sürmesini engellerler. Örneğin ödemezlik def’i ya da kefilin def’i gibi. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır.

Def’i bir hak olduğundan sadece hak sahibi ileri sürebilir. Dolayısıyla B de yanlıştır.

Borcun doğmadığı, sona erdiği ya da geçersiz olduğunun ileri sürülmesi def’i değil itiraz olduğu için C de yanlıştır.

Def’i hakkı ilk cevap layihasında yahut ilk celsede ileri sürülmelidir. 1 yıllık bir süre yoktur. Onun için E seçeneği de yanlıştır.

Doğru cevap D’dir. Çünkü def’’i bir haktır. Hak sahibi tarafından ileri sürülmesi gerekir. Hakim tarafından resen dikkate alınamaz.

S. 15. Yeni güven teorisi aşağıdakilerden hangisinin beyana verdiği anlamı esas almıştır?

A) Beyan sahibinin B) Somut olaydaki muhatabın

C) Farazi muhatabın D) Hem farazi, hem somut olaydaki muhatabın E) Objektif üçüncü kişinin

CEVAP:

Doğru cevap D seçeneğidir. Çünkü yeni güven teorisi farazi muhatap ile somut olaydaki muhatabın bildiği ve bilmesi gereken tüm şartları dikkate alarak, muhatabın beyan sahibini yanlış anlamakta haklı olup olmadığını araştırmaktadır.

S. 16. Aşağıdakilerden hangisi hukuki işlem benzeri fiildir?

A) İhtar B) Fesih C) İkrar D) İkametgah tesisi E) Sözleşmeden dönme

CEVAP:

Doğru cevap A seçeneğidir. Fesih ve sözleşmeden dönme tek taraflı hukuki işlem, ikametgah tesisi maddi fiil, ikrar ise bir tasavvur (bilgi) açıklamasıdır.

S. 17. Aşağıdakilerden hangisi uyarlamanın şartlarından biri değildir?

A) Sözleşme yapılırken var olan şartlar daha sonra değişmeli ve edimler arasındaki denge önemli ölçüde bozulmalıdır. B) Şartlarda meydana gelen değişiklik önceden öngörülemeyen bir değişiklik olmalıdır. C) Edimin ifasına başlanmamış olmalıdır. D) Edimler arasındaki dengenin bozulmasının sebebi, şartlardaki öngörülemeyen değişiklik olmalıdır. E) Sözleşmede uyarlamayı yasaklayan bir hüküm bulunmamalıdır.

CEVAP:

Uyarlamanın yapılabilmesi için edimin ifa edilmemiş (ifanın tamamlanmamış) olması gerekir: İfaya başlanıp başlanmadığı önemli değildir. Zaten uyarlama genellikle sürekli borç ilişkilerinde, ifaya başlandıktan bir süre sonra gündeme gelmektedir. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir. Diğerlerinin tamamı uyarlamanın şartlarıdır.

S. 18. Aşağıdakilerden hangisinde muhtemel zarar vardır?

A) Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin çalışma gücünü yüzde elli oranında kaybetmesi B) Şahsiyet hakkı ihlâl edilen genç kızın iyi bir evlilik yapma şansını kaybetmesi C) İş makinesi zarar gören (A)’nın, bir süre üretim yapamadığı için kâr kaybına uğraması D) Bir böbreğini kaybeden kişinin diğer böbreğinin de hastalanma riskinin olması E) Babaları öldürülen çocukların baba desteğinden yoksun kalmaları

CEVAP:

A ve B seçeneklerinde müstakbel zarar vardır. Hakim tazminat hesabını yaparken kar kaybı gerçekleşmişse bu zarar mevcut zarar olur. Henüz gerçekleşmemişse bu da müstakbel zarardır. E seçeneğindeki zarar da müstakbel zarardır. Ancak D seçeneğindeki zarar muhtemel zarardır. Çünkü bir böbreğini kaybeden kişinin diğer böbreğinin de hastalanıp hastalanmayacağı belli değildir. Bu belki ilave bir riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıkabilecek olan bir durumdur. Fakat böyle bir zara hiç olmayadabilir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.

S. 19. Aşağıdakilerden hangisinde ortak illiyet yoktur?

A) İki kişinin birlikte (A)’nın arabasını iterek uçurumdan aşağı atmaları B) İki grubun karıştığı bir kavgada (B)’nin yaralanması ve fakat (B)’yi yaralayanın tespit edilememesi.

C) İki ayrı fabrikanın atıklarının karışarak göl suyunun zehirlenmesine sebep olmaları D) İki hemşirenin birbirin-den habersiz olarak hastaya normal dozda ilaç vermeleri ve fakat iki defa ilaç verildiği için yüksek dozdan dolayı hastanın ölmesi. E) Yiğit’in, tek başına dövemeyeceği hasmını, arkadaşlarından yardım alarak dövmesi

CEVAP:

B Seçeneğinde verilen olayda seçimlik illiyet bulunmaktadır. Diğerlerinin hepsi ortak illiyetdir. Doğru cevap B’dir.

S. 20. İmza hakkında söylenenlerden hangisi doğrudur?

A) Bir kimsenin bir imzası olabilir. Aynı imzanın her yerde kullanılması gerekir. B) İmza mutlaka el ile atılmalıdır. Başka bir uzuvla atılan imza geçerli değildir. C) İmza yerine paraf atmak, metni çekince koyarak kabul etmek anlamına gelir.

D) Okuma yazma bilmeyenler imza yerine mühür de kullanabilirler. Fakat kıymetli evrak düzenleniyorsa, basılan mührün noter tarafından onaylanması gerekir. E) Körlerin imzası da normal bir insanın imzası gibi sonuç doğurur ve imza atanı bağlar. Resmi bir makam tarafından onaylanması gerekmez.

CEVAP:

Bir kimsenin he yerde aynı imzayı kullanması şart değildir. Bu yüzden A seçeneği yanlıştır.

İmzanın başka bir uzuv ile atılması da mümkündür. Bu durum imzayı geçersiz hale getirmez. Dolayısıyla B de yanlıştır.

Paraf7ın çekince koymak gibi bir anlamı bulunmamaktadır. Paraf kısa imzadır ve geçerli bir imzanın sonuçlarını doğurur.

İmza atamayanlar kıymetli evrak düzenleyemezler. Kıymetli evrakta mühür vs. kullanılamaz. Bu nedenle D de yanlıştır.

BK. m. 14/III’de “amaların imzaları usulen tasdik olunmadıkça yahut imza ettikleri zaman muamelenin metnine vakıf oldukları sabit olmadıkça onları ilzam etmez” hükmü yer alıyordu. Bu hüküm 1/7/2005 tarihinde kaldırılmıştır. Böylece amaların imzalarının ama olmayanlarınkinden hiçbir farkı kalmamıştır. Bu nedenle doğru cevap E seçeneğidir.

S. 21. İptal hakkı ile ilgili olarak aşağıda söyle-nenlerden hangisi yanlıştır? (Geçmiş yıllarda sorulmuştur)

A) İptal hakkının kullanılması halinde sözleşme geleceğe etkili olarak ortadan kalkar. B) İptal hakkından feragat eden ve akdi ayakta tutmak isteyen kişi, buna rağmen karşı taraftan tazminat talep edebilir. C) İrade sakatlığı hallerinde iptal hakkı 1 yıl içinde kullanılmalıdır. Fakat kanun bu konuda 10 yıllık bir üst sınır öngörmemiştir. D) İptal hakkı bozucu yenilik doğuran haklardandır. Şekle tâbi değildir. E) Kanunî süre içinde bu hak kullanılmazsa, hak sahibi iptal hakkından feragat etmiş sayılır. Kanunda öngörülen süre zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süredir.

CEVAP:

A seçeneğindeki ifade yanlıştır. Çünkü iptal kural olarak geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

S. 22. Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? (Geçmiş yıllarda sorulmuştur)

A) Hukukî muamelenin etkinlik unsurlarının eksik olması halinde eksiklik müeyyidesi söz konusu olur. B) Eksikliği hâkim resen dikkate alır. C) Butlanın ileri sürülmesi bir def’i değil itirazdır. D) Kanunun iptal hakkı için öngördüğü süre dolmadan iptal hakkı sahibi ölürse, bu hak mirasçılara geçer.

E) İptalin ileri sürülmesi bir def’i değil itirazdır.

CEVAP:

İptal bir haktır. Dolayısıyla iptalin ileri sürülmesi itiraz değil def’idir. E seçeneğindeki ifade yanlış olduğundan dolayı doğru cevap E’dir.

S. 23. Aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (Geçmiş yıllarda sorulmuştur)

Sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların;

A) Sadece objektif esaslı noktalar üzerinde anlaşmaları yeterlidir. B) Objektif ve sübjektif esaslı noktalar üzerinde mutlaka anlaşmaları gerekir. Yan noktalar üzerinde anlaşmaları şart değildir C) Objektif ve sübjektif esaslı noktalarla objektif yan noktalar üzerinde mutlaka anlaşmaları gerekir. Sübjektif yan noktalar üzerinde anlaşmaları şart değildir. D) Objektif esaslı noktalarla objektif yan noktalar üzerinde mutlaka anlaşmaları gerekir. Diğer noktalarda anlaşmaları şart değildir. E) Tüm esaslı ve yan noktalar üzerinde anlaşmaları gerekir.

CEVAP:

Bu sorunun doğru cevabı B’dir. Çünkü akdin kurulabilmesi için tüm objektif ve sübjektif esaslı noktalar üzerinde anlaşma gerekil ve yeterlidir. Yan noktalar üzerinde de anlaşmış olmak gerekmez.

S. 24. Aşağıdakilerden hangisi borçlar hukukuna hâkim olan ilkelerden biri değildir? (Geçmiş yıllarda sorulmuştur)

A) Kusurlu sorumluluk ilkesi B) Akitlerde ivazlılık ilkesi

C) Üçüncü kişiler aleyhine borç kurulamaması ilkesi

D) Alacaklının ikametgahında ifa ilkesi E) Dürüstlük ilkesi

CEVAP:

Borçlar hukukunda alacaklının ikametgahında ifa ilkesi diye bir ilke bulunmamaktadır. Tam tersine borçlunun ikametgahında ifa ilkesi vardır. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.

S. 25. Culpa in contrahendo nedir? (Geçmiş yıllarda sorulmuştur)

A) Ödemezlik def’i B) Akit öncesi kusurlu davranıştan dolayı sorumluluk C) Kusurlu ifa imkânsızlığı D) Üçüncü kişinin ağır kusuru E) Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması

Culpa in contrahendo, akit öncesi kusurlu davranıştan dolayı sorumluluk demektir. Doğru cevap B seçeneğidir.

İmtihanınızın iyi geçmiş olmasını dilerim.

Prof. Dr. Şahin AKINCI

www.sahinakinci.com‘ dan alıntıdır.

Selçuk Hukuk Medeni Usûl Vize Soruları (2004/05)

08,01.2005

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
MEDENİ USUL HUKUKU DERSİ
NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI VİZE SINAVI

SINAV TALİMATI: 1) Sınav süresi 75 dakikadır. 2) Cevaplarda soru sırasına uyulacaktır. 3) Mürekkepli kalem kullanılacaktır.4) HUMK kullanmak serbesttir. 5) Kâğıt sınırlaması yoktur. 6) Cevaplar mutlaka GEREKÇELİ olacak, gerekçesiz cevaplara puan verilmeyecektir.

SORU I) Tüketici (A), merkezi İstanbul’da bulunan ithalatçı (X) A.Ş.’nin düzenlediği “Taksitle Otomobil Kampanyası”ndan bir araba almak istemektedir. Konya’da memur olarak çalışan (A), bu sözleşmeyi (X) A.Ş.’nin Konya Şubesi ile yapmıştır. Söz konusu sözleşmeye göre, otomobilin toplam bedeli olan 40.000 YTL, on eşit taksitte ödenecek, ilk beş taksidin ödenmesi karşılığında otomobil (A)’ya teslim edilecektir. Bu amaçla (A), her bir değeri 4.000 YTL olan on adet bono (emre muharrer senet) keşide ederek vermiştir. Öte yandan, taraflar sözleşmeye “işbu sözleşmeden doğan ihtilâflarda İstanbul Mahkemeleri yetkili olacaktır” kaydını koymuşlardır.

(A), sözleşme hükümlerine göre, ilk beş taksidi ödemesine karşın, otomobil kendisine teslim edilmemiştir. Bunun üzerine (A), yasal yollara başvurmayı istemektedir.

1) (A), (X) A.Ş.’nin otomobili teslim etmemesi karşısında, hem kendisinden talep edilen diğer bonoların ödenmemesini hem de otomobilin teslimini istemektedir. Bu amaçla nasıl bir dava açılabilir? Çeşitli ihtimallere göre irdeleyiniz. (5p.)
2) (A), otomobilin teslimi konusunda açtığı davada;
a) Görevli mahkeme hangisidir? Neden? (5p.)
b) Yetkili mahkeme (veya mahkemeler) hangisidir? Neden? (5p.)
c) (A), davayı Konya Mahkemeleri’nde açmıştır. Bunma karşı (X) A.Ş. yetkisizlik itirazında bulunabilir mi? Neden? Yetki itirazı üzerine mahkeme hangi şartlarla yetkisizlik kararı verebilir? Bu kararın niteliğini belirtiniz. (5p.)
d) Mahkeme, yetkisizlik kararı ile yargılama masraflarına hükmedilmesine karar verebilir mi? Neden? Nasıl? (5p.)
3) (A)’nın Konya Mahkemeleri’nde açtığı davada yetki itirazında bulunan (X) A.Ş.’nin mahkemeye sunduğu sözleşme metninin altında “(X) A.Ş.’nin Konya Şubesi Ltd. Şti.” ibaresi yer almaktadır. Bu şartlarla Konya Mahkemeleri (X) A.Ş.’nin taraf olduğu davaya bakmaya yetkili midir? Neden? (10p.)
4) Bu davanın;
a) Tarafları kimler olacaktır? Neden? (5p.)
b) Açıldığı sırada (X) A.Ş. tasfiye haline girmiştir. Bunun davaya bir etkisi olur mu? Neden? (5p.)
5) Davalı (X) A.Ş., davaya bakan hakim (H)’ı, davacı (A)’nın eşinin torunu olması nedeniyle reddetmek istemektedir.
a) Hakim (H)’nın bu sebeple reddi mümkün müdür? Neden? (5p.)
b) Hakim (H), red talebini reddederse davalı (X) A.Ş. bu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir mi? Neden? Nasıl? (5p.)
6) (A), davayı açtıktan sonra davasını tazminat davasına dönüştürmek istemektedir. Bu mümkün müdür? Neden? Nasıl? (5p.)
7) (A)’nın açtığı bu davada;
a) (X) A.Ş. cevap layihası vermezse (5p.)
b) (X) A.Ş. cevap layihasında “otomobilin tesliminin kendi kusurundan ileri gelmediğini, bunun gümrük işlemlerindeki gecikmeden kaynaklandığını” ileri sürerse, (5p.)
Kim, neyi ispat edecektir? Açıklayınız.
8) Davanın tahkikat aşamasında, mahkemece dosya münderecatından (A)’nın ödediğini ileri sürdüğü bono bedellerinin bir kısmını ödemediği tespit edilmiştir. Bu hususun mahkemece göz önüne alınması mümkün müdür? Neden? Nasıl? (10p.)

SORU II) Aşağıdaki Yargıtay kararını, karar metnini tekrarlamaktan kaçınarak değerlendiriniz. (20p.)

DAVA ve KARAR: Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye I. Hukuk Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.3.1994 gün ve 1992/641–1994/169 K. Sayılı kararın incelemesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10.11.1994 gün ve 1994/6208–9548 sayılı ilamı bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI

Davacı köy yolunun yapımında davalı idareye yardım ettiği sırada dinamit patlaması sonucu yaralandığını, sol bacağını fonksiyonel ve kısmen yitirdiğini, kulağının ağır işittiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalı tarafından verilen cevapta, yolun yayalık olan kesimindeki çalışmada, o an için 60 adet dinamit lokumu açılan deliklere yerleştirildikten sonra ateşlendiği, bunlardan 40 adet patladığı, geriye kalanların manyetodaki arıza nedeniyle patlamadığının, bu arada havanın kararması sebebiyle işe son verilip, malzemenin toplanması sırasında patlama olduğu ve bunun sonunda da ölüm ve yaralanmalar meydana geldiği idarenin meydana gelen sonuçtan kusurunun olmadığı belirtilerek talebin reddi savunulmuştur. Öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlık, yargı yeriyle ilgili bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla, uyuşmazlığın adli yargı yerinde mi yoksa idari yargı yerinde mi çözümlenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Bunun belirlenmesi için de haksız eylemi doğuran olayın irdelenmesinin zorunlu bulunduğu aşikârdır. Zira, zarar verici eylemin hizmet kusurundan kaynaklandığı saptandığı takdirde davaya idari yargı yerinde, aksi halde adli yargı yerinde bakılacağı, hukuk sistemimizin bir gereğidir. Davalının yukarıya aktarılan savunmasından ve dosyadaki delil ve belgelerden ve özellikle kompresör operatörü Ahmet Uzun’un ifadesinden anlaşıldığına göre, davalı idarenin köy halkının da yardımı ile köy yolunu yaptığı sırada, çok sayıda dinamit kullanmak gereği duyulmuştur. Ancak patlama yerine yerleştirilen 60 adet dinamitten hiçbirinin ateşlemeye rağmen patlamaması üzerine pillerin değiştirildiği, tekrar yapılan ateşleme üzerine 40 adedinin patladığı, geriye kalanların da tek tek aküyle patlatılması yoluna gidildiği, ne var ki sadece 4 adedinin bu şekilde patladığı, 16 adedinin kaldığı, havanın kararması üzerine, güvenlik önlemi almadan çalışmaya son verildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan somut olaydan davalı idarenin çalışma alanı için gerekli olan plan ve projesinin bulunmadığı görülmüştür. Bunun yanında çalışma yerinde kullanılan ve önemli ölçüde tehlike yaratacak bir nitelik taşıyan patlayıcı maddelerin bu özelliğine uygun bir önlemin alınmadığı da açıktır. Şu durumda idarenin bu faaliyetlerini idari bir eylem olarak kabul etmek mümkün değildir. Eylem, oluşu itibariyle, bir kamu hizmetinin görülmesiyle ilgili olsa bile, onu fiili bir hareket haine dönüştürmüş ve böylece idari bir eylem olmaktan çıkarmış, haksız eylem haline dönüştürmüştür. Böyle bir sakatlık, eylemin mahiyetini değiştirmekte, ondan idarelik karakterini kaldırmakta ve idarenin usul dışı bir eylemi hailen sokmaktadır. Diğer anlatımla, idarenin yazılı ve yazılı olmayan hukuk kurallarına ağır surette aykırı davranması olan bu eylemlerin idari faaliyetlerin usule aykırılığın açık ve ağır biçimdeki görüntüleri olması nedeniyle idarilik vasfı ortadan kalkar. Bu tür haksız eylem sonucu ferdin mülkiyet veya yaşama hakkına verilen zararların tazmininden doğan uyuşmazlıklara adli yargı yerinde bakılması ise hukuk sistemimizin icabıdır. Olayda zarar, kamu hizmetinin usulüne uygun olarak yerine getirilmesi sonucu onun bir yansıması olarak meydana gelmemiş, doğrudan doğruya haksız bir eylemle oluşmuştur. Zira, zarar verici eylemin idare çalışanının ağır kusuruyla meydana geldiği duraksanmayacak kadar açıktır. Bundan dolayı da, artık ortada idari bir eylemden söz edilemez. Bu nedenle de sorumluluğun Medeni ve Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tespiti gerekir. Hal böyle olunca yerel mahkemenin mevcut delilleri değerlendirerek uyuşmazlığın niteliğine göre çözüm yerinin adli yargı olduğuna değinen direnmesi yerindedir. Ne var ki işin esasına yönelik temyiz itirazları dairesinde incelenmemiştir. O halde dosya gerekli inceleme için dairesine gönderilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle işin esası ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 4. Hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. (YGHK 22.5.1996, 4-226/391.)”

Başarılar dilerim
Prof. Dr. Ömer ULUKAPI

Selçuk Hukuk Medeni Usûl Hukuku Vize Soruları (2005/06)

30,01.2006

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
MEDENİ USUL HUKUKU DERSİ
NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI VİZE SINAVI

SINAV TALİMATI: 1) Sınav süresi 75 dakikadır. 2) Cevaplarda soru sırasına uyulacaktır. 3) Mürekkepli kalem kullanılacaktır.4) HUMK kullanmak serbesttir. 5) Kâğıt sınırlaması yoktur. 6) Cevaplar mutlaka GEREKÇELİ olacak, gerekçesiz cevaplara puan verilmeyecektir. 7) Her soru 10 puandır.

SORU : Konya’da bir resmi dairede memur olarak çalışan ve aynı zamanda ikamet eden (B)’nin eşi olan (C)’ye babası (K)’den yüklü bir miras kalmıştır. Bu paraları iyi bir şekilde değerlendirmek isteyen (B), emlak alım satımından iyi para kazanacağını düşünerek aslen Trabzonlu olan ve Antalya’da müteahhitlik yapan (A) ile Kemer, Alanya ve Antalya merkezde olmak üzere 3 yazlık evin satımıyla ilgili olarak Antalya’da bir satım akdi düzenlerler. İmzaladıkları bu sözleşme gereği (B), kaparo olarak 4.000 YTL vermiştir. (A), bir ay içinde belediyeden gerekli oturma izinlerini alacak ve evleri (B) adına tescil ettirecek, (B) ise satış bedeli olarak 300.000 YTL ödeyecektir. Taraflar ayrıca aralarında bu sözleşme nedeniyle bir uyuşmazlık çıkması durumunda Ankara Mahkemeleri’nin yetkili olacağı hükmünü sözleşmeye koymuşlardır.
Sözleşmenin imzalanmasından 35 gün sonra (B), noterden gönderdiği ihtarnameyle satım bedelini ödemeye hazır olduğun bildirmesen rağmen (A) tescile yanaşmamıştır. Bu durum üzerine (B), dairelerin kendi adına tescili, bu talep kabul edilmez ise 4.000 YTL’nin kendisine ödenmesi istemiyle bir dava açmayı düşünmektedir.

1) B)’nin açacağı bu davanın adı nedir? Talep niceliğine göre irdeleyiniz
2) Bu davada görevli mahkemeyi belirtiniz.
3) Bu davada yetkili mahkeme veya mahkemeleri belirtiniz.
4) Bu davanın İstanbul Mahkemeleri’nde açıldığını ve mahkeme hakiminin talep olmaksızın yetkisizlik kararı verdiğini varsayalım. Mahkemenin bu kararını değerlendirerek, bu davaya devam edilebilmesi için hangi tarafın ne şekilde hareket etmesi gerektiğin belirtiniz.
5) Görevli mahkemede açılan davanın tahkikatı devam ettiği sırada (A), hakim (H)’nin davacı (B)’nin dayısı olduğunu öğrenmiştir. Bu durumun davaya bir etkisi olur mu? Neden?
6) Açılan bu dava sırasında davalı (A) ölürse, davaya kime karşı, nasıl devam edilir? Açıklayınız.
7) Bu davayı (B) değil de (C) açmış olsaydı, mahkemenin ne şekilde hareket etmesi gerekirdi? Neden?
8) Davanın ilk duruşmasından önce dosyayı inceleyen hakim (H), (B)’nin dava dilekçesinde hukuki sebepler ile davacının imzasının bulunmadığını fark etmiş ve dava dilekçesinin reddine karar vermiştir. Bu kararı değerlendiriniz.
9) Davalı, cevap dilekçesini ıslah etmiş ve ıslah dilekçesinde derdestlik itirazında bulunmuştur. Bu durumda mahkeme ne şekilde hareket etmelidir? Gerekçeleriyle belirtiniz.
10) Davacı (B)’ye, mahkeme tarafından belirlenen tarihteki duruşmada isticvap olunacağına dair bir davetiye gönderilmiş, ancak (B) bu duruşmaya şahsen gitmemiş, duruşmaya avukatı (V) katılmıştır. Bu durumun y argılamaya etkisi olur mu? Olursa nasıl ve hangi şartlarla? Belirtiniz.


Başarılar Dilerim
Prof. Dr. Ömer ULUKAPI


Selçuk Hukuk Ticaret Hukuku I Vize Soruları (2003/04)

31.12.2003

S.Ü. Hukuk Fakültesi 2003-2004 Öğretim Yılı Ticaret Hukuku (I) İmtihan Soruları

Talimat: Süre 60 dakikadır. Kanun kullanılmayacaktır. Yazınızın okunaklı ve ifadelerinizin dilbilgisi kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz.

Olay

Öğrenci Ahmet Ak, işçi Ali Öz ve Avukat Leyla Taner birlikte yazlık sinema işletmeciliği yapmak konusunda anlaşmışlardır. Taraflar, Ahmet’in zarara katılmaması; buna karşılık kâr payının da % 10 ile sınırlı olması konusunda mutabakata varmışlardır. Ayrıca zarar Ali ve Leyla arasında eşit olarak paylaşılacak, kârdın Ali % 60, Leyla ise % 30 oranında istifade edeceklerdir.

Kuruluşu takiben ortaklar, ticaret sicil memurluğuna Leyla Taner ve Ortakları Sinemacılık Şirketi tanıtma işaretinin tescili için başvurmuşlar, ancak bu talepleri reddedilmiştir.

Sinema faaliyete geçtikten bir süre sonra maddi sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine ortaklar, kredili satış yapan (gerçek kişi) Erkan Zengin ile işletme üzerinde rehin tesisi karşılığında kredi verilmesi hususunda anlaşmışlardır. Anlaşmada sinema makinesinin rehnin kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir.

Ortaklardan Ali Öz, üzerine düşen sermaye koyma borcunu kararlaştırılan tarihte yerine getirmemiştir. Avukat Leyla Taner, kendisinden ifa talebinde bulunmayı düşünmektedir.

İşlerin yoluna girmesi üzerine Leyla Taner, yakın arkadaşı olan ve film sektörünün içinde yer alan Hasan Cansız’ın da aralarına katılmasını istemektedir. Ortaklardan Ahmet, bu gelişmeye muhalefet etmek istemiş, ancak avukat olan Leyla’nın kendisine katılma payı sadece emeğinden ibaret olduğu için itiraz hakkı bulunmadığını söylemesi üzerine sessiz kalmayı yeğlemiştir.

Ortaklar, bu yapılanmanın kendileri açısından sorun yaratacak nitelikte olduğunu ve gelişmelerini engellediğini düşündüklerinden, tip değiştirmek veya bir diğer şirketle birleşmek istemektedirler.

Sorular

1. Avukat Leyla Taner ve yazlık sinema işletmesinin hukuki niteliklerini belirleyiniz. (10)
2. Tescili talep edilen Leyla Taner ve Ortakları Sinemacılık Şirketi tanıtma işaretinin hukuki niteliği nedir? Tescil talebinin reddine ilişkin bu karar yerinde midir ve karara karşı başvuru yolları nelerdir? (15)
3. Erkan Zengin ile yapılan rehin sözleşmesini, taraflar ve konu açısından değerlendiriniz. Burada rehin sözleşmesine ilişkin olarak doğacak bir ihtilaf ticari dava niteliği taşır mı? Açıklayınız. (15)
4. Olayda kâr ve zarar dağıtımına ilişkin olarak varılan anlaşmayı değerlendiriniz. (15)
5. Leyla Taner, Ali Öz’e başvurarak sermaye koyma borcunu yerine getirmesini talep edebilir mi? Borcun zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle uygulanabilecek müeyyideler nelerdir? Açıklayınız. (15)
6. Hasan, bu şirkete ortak olarak katılabilir mi? Nasıl? Bu gelişmeye itiraz konusunda Leyla’nın Ahmet’e söyledikleri isabetli midir? (15)
7. Şirketler hukukunda tip kavramı neyi ifade eder? Bu şirketin tip değiştirmesi veya diğer bir şirketle birleşmesi mümkün müdür? Mümkünse nasıl? Açıklayınız.

Başarılar Dileriz

 


 

Selçuk Hukuk Miras Hukuku Vize Soruları (2006/07)

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MİRAS HUKUKU VİZE İMTİHANI

31.01.2007

ADI SOYADI :
NUMARASI : Salın No: Sıra No:
TALİMAT : Süre 30 dakikadır. Mevzuat kullanmak yasaktır. Toplam 20 soru olup her bir soru 5 puan değerindedir. Cevaplar cevaplama tablosu üzerinde (X) konulmak suretiyle yapılacaktır. Başarılar dilerim.

Doç. Dr. Süleyman YALMAN

S. 1 Aşağıdakilerden hangisi zümre sistemine hakim olan esaslardan biri değildir?
a) Zümreler arasında sıra olması
b) Zümre içinde sıra olması
c) Kök içinde halefiyet esasının olması
e) Zümre içinde eşitlik esasının olması
d) Zümreler arası halefiyetin olması

S. 2. Aşağıdakilerden hangisi miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılara intikal eder?
a) İntifa ve sükna hakları
b) Miras bırakanın şahsi edim borcu
c) Trafik kazasından kaynaklanan tazminat ödeme yükümlülüğü
d) Nafaka alacağı
e) Manevi tazminat istemi

S. 3. Sağ kalan eşin varlığı aşağıdakilerden hangisinin yasal mirasçı olmasını engeller?
a) Amca oğlu
b) Teyze
c) Büyük ana
d) Evlatlık
e) Amca

S. 4. Miras bırakanın ana baba bir kardeşi (C) ile, ana bir baba ayrı kardeşi (D) vardır. Miras bırakanın babası (B) daha önce ölmüştür. Buna göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) Ana birasın yarısına hak kazanır
b) (C) mirasın yarısına hak kazanır
c) (B)’nin payı (C)’ye geçer
d) (D)’nin payı ¼’tür e
) (D)’nin yasal miras hakkı yoktur

S. 5. Muris (M) öldüğünde geride eşi (E), anneannesi (AA) ve teyzesi (T) ile, babasının babası (BB) ve halasının oğlu (Y) hayattadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Eş (E)’nin miras payı ¾, (AA), (T), (BB) ve (Y)’nin her birinin miras payı ise 1/16’dır
b) Zümre başlarından biri sağ olduğu için (T) ve (Y)’nin miras hakkı yoktur
c) (T) için kök içinde halefiyet prensibi işlemez
d) (Y) için kök içinde halefiyet prensibi işlemez
e) Sadece sağ kalan zümre başları ve eş mirası yarı yarıya paylaşırlar

t;span style=”font-size: 10pt; font-family: Arial”>S. 6. Her nasılsa iki defa evlenmiş kadın ya da erkeğin evlenmenin butlanına kara verilmeden önce ölmesi ve sağ kalan eşin iyi niyetli olması halinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Herbir eş, birlikte mirasçı oldukları zümreye göre sahip oldukları miras payını aralarında eşit olarak paylaşırlar
b) Her bir eş, birlikte mirasçı oldukları zümreye göre sahip oldukları miras payını ayrı ayrı alırlar
c) Sonraki eşin mirasçı sıfatını haiz olabilmesi için kanuni mirasçıların tamamının rızası aranır
d) Sonraki eş asla mirasçı sıfatını kazanamaz
e) Hepsi

S. 7. (M)’nin, eşi (E) ile evliliği devam ederken, kendisinin evli olduğunu bilen komşusu (K) ile ikinci defa evlenmiş ve bu evlilikten (O) dünyaya gelmiştir. (O)’nun (M)’ye mirasçı olabilmesi için aşağ ıdakilerden hangisi doğrudur?
a) (K) kötüniyetli olduğu için (O), (M)’ye mirasçı olamaz
b) (M)’nin önceki eşi (E), sonraki evliliğin mutlak butlanına karar verdiri ve evlilik bu nedenle sona ererse, (O) mirasçı olamaz
c) Evliliğin butlanı davasında (K) iyiniyetli olduğunu ispatlayabilirse, (O), (M)’ye mirasçı olabilir
d) (K)’nın veya (M)’nin kötüniyeti (O)’nun mirasçılığına engel değildir, bu nedenle (O), (M)’ye mirasçı olabilir
e) Hiçbiri

S. 8. Açılmış olan boşanma davası devam ederken davacı eşin ölmesi halinde aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) Davacı ve davalının mirasçıları davaya devam edebilirler
b) Davalı eşin kusurlu olması halinde, davalı, miras bırakana mirasçı olamaz
c) Kusurlu olan davalı eş lehine yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçersizdir
d) Mahkeme boşanmaya değil, ayrılığa karar vermişse, sağ kalan eş kanuni miras hakkına sahiptir
e) Miras bırakanın vasiyetname ile eşi lehine yaptığı kazandırmalar boşanmanın gerçekleşmesi halinde kendiliğinden hükümsüz hale gelir

S. 9. Aşağıdakilerden hangisi ölüme bağlı tasarrufların kanun gereği kendiliğinden sona erdiği hallerden birisi değildir?
a) Lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan kimsenin mirasbırakandan önce ölmesi
b) Eşlerin boşanması
c) Sözlü vasiyette, vasiyetçinin olağan vasiyetname türlerinden irine başvurma imkânını elde etmesi
d) Metres lehine vasiyette bulunulması
e) Bozucu ya da geciktirici şartın gerçekleşmesi

S. 10. Muris (M), vasiyetnamesinde üç oğlundan tek (O)’yu kendine mirasçı atamış ve borçlarından ise sadece eşi (E)’nin sorumlu olduğunu söylemiştir. Buna göre, (M)’nin alacaklıları için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Sadece (E)’ye başvurabilirler
b) Sadece (O)’ya başvurabilirler
c) Hem (E)’ye hem de (O)’ya başvurabilirler, her ikisi de müteselsil sorumludur
d) Tüm mirasçılara başvurabilirler, hepsi müteselsil sorumludur
e) Hepsi

S. 11. Ayırt etme gücüne sahip bir kimsenin kısıtlanmış olması halinde vasiyetname yapma ehliyeti için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Vasiyetname yapma ehliyeti tamdır
b) Yasal temsilcisinin izniyle yapabilir
c) Düzenlemiş olduğu vasiyetname iptal hükmüne tâbidir
d) Düzenlemiş olduğu vasiyetname butlan hükmüne tâbidir
e) Hiçbiri

S. 12. El yazılı vasiyetnamede, üçüncü şahıslar tarafından yapılan ilavelerin veya değişikliklerin hukuki sonuçları bakımından aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
I- Üçüncü şahıs, ilaveyi veya değişikliği vasiyetçinin rızası dışında yapmışsa bunların vasiyetnameye hiçbir etkisi yoktur. İlave veya değişiklik, hiç yapılmamışçasına vasiyetname hüküm ifade eder
II- Üçüncü şahıs ilaveyi veya değişikliği vasiyetçinin rızası ile vasiyetname tamamlandıktan sonra yapmışsa, vasiyetname şekil şartına uyulmadığı için iptal ettirilebilir
III- Üçüncü şahıs, ilaveyi veya değişikliği vasiyetçinin rızası ile vasiyetname tamamlanmadan yap0mışsa, vasiyetname şekil şartına uyulmadığı için iptal ettirilir
a) Yalnız I b) I ve II c) I ve III d) II ve III e) Hepsi

S. 13. Aşağıdakilerden hangisi resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak katılabilir?
a) Fiil ehliyeti bulunmayanlar
b) Bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar
c) Evlatlığın karısı
d) İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasa tâbi olanlar
e) Vasiyetçinin kızının kocası

S. 14. Ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlıkla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Ölüme bağlı tasarrufun tamamı şekil eksikliği nedeniyle iptal ettirilir
b) Ölüme bağlı tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar, şekil eksikliği nedeniyle iptal edilir
c) Ölüme bağlı tasarrufun tamamı hata nedeniyle iptal edilir
d) Ölüme bağlı tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar, hata nedeniyle iptal edilir
e) Ölüme bağlı tasarrufun tamamı, tasarrufta bulunan kimsenin böyle bir tasarruf ehliyetine sahip olmaması nedeniyle iptal edilir

S. 15. Mirasbırakan (M), yeğeni Mehmet lehine vasiyet yapmış ancak mirasbırakanın bir tane yeğeni vardır ve adı da Ahmet’tir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Beyan hatası nedeniyle iptal hükmüne tâbidir
b) Saik hatası nedeniyle iptal hükmüne tâbidir
c) Saik hatasıdır, ancak saik hatası esaslı hata olarak kabul edilmediği için tasarruf iptal edilmez
d) Mirasbırakanın son arzuları kesin olarak tespit edilebilmek kaydıyla hata düzeltilir, yani ölüme bağlı tasarrufun iptali yoluna gidilemez
e) Vasiyetname şahısta hata nedeniyle iptal edilebilir

S. 16. Vasiyeti yerine getirme görevlisi atama için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?a) Vasiyeti yerine getirme görevlisi atanacak kişinin atama işleminin yapıldığı anda fiil ehliyetine sahip olması gerekir b) Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevinin icrası bakımından asliye hukuk hakiminin denetimine tâbidir c) Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevini yerine getirirken ilgililere karşı bir vekil gibi sorumludur d) Vasiyeti yerine getirme görevlisi atama işlemi kural olarak sadece miras sözleşmesi ile yapılabilir e) Vasiyeti yerine getirme görevlisi, tereke mallarının devri ve bunlar üzerinde sınırlı ayni hak kurma konusunda da tek başına yetkilidir

S. 17. Mirasbırakan (M), yapmış olduğu vasiyetnamede artmirasçılık yolu ile (A) ve (B)’yi sırasıyla mirasçı atamış, fakat (B)’ye de mirası (C)’ye devretme borcu yüklemiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Artmirasçı atamada, artmirasçı tayini açısından herhangi bir sınırlama yoktur, dolayısıyla böyle bir tasarruf geçerlidir
b) Artmirasçı atamada, artmirasçı tayini sadece bir dereceli olabilir, dolayısıyla böyle bir tasarruf butlan hükmüne tâbidir
c) Tasarruf hata hükümlerine göre iptal hükmüne tâbidir
d) Tasarrufun içeriği hukuka aykırı olduğu için iptal hükmüne tâbidir
e) Mirasbırakanın böyle bir tasarruf ehliyeti bulunmadığı için iptal hükmüne tâbidir

S. 18. Mirasbırakan (M), yapmış olduğu vasiyetname ile (A)’yı kendisine mirasçı olarak atamıştır. (A)’nın herhangi bir nedenle mirasçı olamaması durumunda (B)’nin mirasçı olmasını istemiş, ancak bunların hangisi mirasçı olursa olsun bunun ölümünden sonra mirasçım (C) olacaktır demiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) (A), (B) ve (C) için yedek mirasçı atama söz konusudur
b) (A), (M) ve (C) için artmirasçı atama söz konusudur
c) (A) ile (B)’nin mirasçılığı, yedek mirasçı atama, (C)’nin mirasçılığı ise artmirasçı atamadır
d) (A) ile (B)’nin mirasçılığı artmirasçı atama, (C)’nin mirasçılığı ise yedek mirasçı atamadır
e) (A), (B) ve (C) için olumlu miras sözleşmesi söz konusudur

S. 19. Miras bırakanın kendisinin ölümünden sonra, “eşinin başka biriyle evlenmemesi” şartıyla terekenin yarısını ona bırakmasına ilişkin yapmış olduğu ölüme bağlı tasarruf hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Şart ahlâka ve adaba aykırı olduğu için, hem şart hem de ölüme bağlı tasarruf geçersizdir
b) Ahlâka ve adaba aykırı olan bu şart geçersizdir, ancak ölüme bağlı tasarruf geçerliliğini korur
c) Şart kanuna aykırı olduğu için, hem şart hem de ölüme bağlı tasarruf geçersizdir
d) Kanuna aykırı olan bu şart geçersizdir, ancak ölüme bağlı tasarruf geçerliliğini korur
e) Hiçbiri

S. 20. İptal davası için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) İptal davası açabilmek için kanuni mirasçıların saklı pay sahibi olmaları şarttır
b) Vasiyeti yerine getirme görevlisinin vasiyetnamenin iptali davasında davalı sıfatı yoktur
c) Hakim iptal sebeplerini re’sen nazara alabilir
d) İptal davasında, iyiniyetli davalılar için öngörülmüş olan on yıllık süre vasiyetnamelerde miras bırakanın ölümüyle birlikte işlemeye başlar
e) İptal davasında hükümsüzlük, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir

Selçuk Hukuk Ceza Hukuku (Genel) Vize Soruları (2005/06)

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
2005-2006 ÖĞRETİM YILI
CEZA HUKUKU GENEL HÜKÜMLER
İ.Ö. VİZE SINAVI SORULARI
1 9 . 0 1 . 2 0 0 6

AÇIKLAMALAR:
1. K A N U N K U L L A N I L A M A Z .
2. SINAV SÜRESİ 55 DAKİKADIR.
3. TEST SORULARINDA HER YANLIŞ CEVAP 3 PUANIN KAYBINA YOL AÇACAKTIR.
4. TEST SORULARININ CEVAPLARI AŞAĞIDA İŞARETLENECEKTİR.

1. Şikâyet ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (Kasım 2005 Hakimlik Sınav Sorusu)

a) Şikâyet bölünebilir
b) Şikâyet edenin fiil hakkındaki nitelendirmesi önemlidir
c) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar
d) Birden fazla kişi suçtan zarar görmüşse, hepsinin şikâyet etmesi gerekir
e) Suçtan zarar gören suç faili olarak belirli bir kimseyi göstermek zorundadır

2. Failin hareketi ve neticeyi bilip istemesi durumunda …….. söz konusu olur. Neticeyi öngörmesine rağmen istemeyen fail ise .……. hareket ediyor demektir. Failin neticeyi öngörmesi ve kabullenmesi durumunda ………. vardır. Yukarıdaki boşluklara uygun kavramlar aşağıdakilerden hangisidir?

a) Kast/bilinçli taksir/olası kast
b) Kast/bilinçsiz taksir/bilinçli taksir
c) Taksir/olası kast/bilinçli taksir
d) Taksir/bilinçli taksir/olası kast
e) Olası kast/taksir/bilinçli taksir

3. A, B’yi boğarak öldürmek amacıyla havuza atıyor. Ancak, B boğularak değil de, kafası havuzun duvarına çarptığı için ölüyor. B’nin ölümü, aşağıda verilerden hangisine girer? (1998 hakimlik sınavı sorusu)

a) Nedensellik bağında yanılgı
b) Fiili yanılgı
c) Şahısta sapma
d) Önceden bilinmeyen, sonradan eklenen sebeple ölüme sebebiyet
e) Hukuki yanılgı

4, “Özellik” kuralı neyi ifade eder? (2000 yılı hakimlik sınavı sorusu)

nt-size: 10pt; font-family: ‘Arial’,’sans-serif'”>a) Aynı suçtan dolayı iki defa yargılama yapılamamasını ifade eder
: ‘Arial’,’sans-serif'”>b) Sanığın hangi suçtan dolayı iade edilmişse o suçtan dolayı yargılanmasını ifade eder
c) Suçluluğu ispat edilmeden hiç kimsenin suçlu sayılamayacağını ifade eder
d) Yabancı ülke kanunu ile Türk Ceza Kanu-nu’ndan hangisi failin lehine ise o kanunun uygulanmasını ifade eder
e) Sanığın ancak iddianamede gösterilen suçtan dolayı yargılanabilmesini anlatır

5. Hasta Yakınları Yönetmeliği md. 24: “Karar verme yeteneği bulunan reşit bir hastanın bilinci açık ise, ölümcül hasta olsun olmasın, tedaviyi reddetme hakkı vardır”. Bu hüküm karşısında ağır hasta ve iyileşemeyecek durumda olan hastası H’nin talebi üzerine, H’ye yaşamını uzatacak müdahaleleri yapmayan Doktor D, H’nin ölümü halinde cezalandırılabilir mi? Aşağıdaki seçenekler-den doğru olanı işaretleyiniz.
a) D, garantördür, ihmali hareketi dolayısıyla kasten öldürmeden dolayı cezalandırılır. Yönetmelik hükmü garantörler hakkında geçerli değildir. TCK 62 (takdiri haf. Sebep) gereğince cezası indirilir.
b) Mağdurun rızası bir hukuka uygunluk sebebi olduğundan cezalandırılmaz
c) Olayda pasif ötenazi vardır, pasif ötenazi de suçtur. D, cezalandırılır
d) Olayda aktif ötenazi vardır, aktif ötenazi suç değildir. D, cezalandırılmaz.
e) Olayda pasif ötenazi vardır, ancak söz konusu yönetmelik bir hukuka uygunluk sebebi getirmiştir. D, cezalandırılmaz.

6. A, aracını kullandığı sırada dikkatsizliği sonucu yaya Y’ye çarparak, yaralanmasına sebep olur. Ancak Y’yi hastaneye götürdüğü takdirde sorumlu tutulacağını düşünerek fiilinin açığa çıkmasını önlemek için Y’yi olay yerinde bırakır. Y, kan kaybından ölür. A’nın sorumluluğu nasıl belirlenecektir?
a) Taksirle yaralama ve yaralıya yardım etmemekten
b) Taksirle yaralama ve eklenen sebeplerle kasten öldürmeden
c) Taksirle yaralama ve öngelen tehlikeli eylemi dolayısıyla garantör olduğundan, olası kastla öldürme
d) Taksirle yaralama ve öngelen tehlikeli eylemi dolayısıyla garantör olduğundan olası kastla eklenen sebeplerle öldürmeden
e) Taksirle yaralama ve öngelen tehlikeli eylemi dolayısıyla garantör olduğundan kasten öldürme ve yaralıya yardım etmemekten

7. “Olay tarihinde kamyon şoförü olan sanığın, yasa dışı silahlı bir örgütün eylemini önlemek amacıyla hareket eden köy muhtarının emri üzerine, geçici köy korucularını aracına bindirip götürmekteyken silah seslerinin gelmesi üzerine tehlikeye düştüklerini düşünen kamyon kasasın-daki geçici köy korucularının korunmak amacıyla kamyondan yere atlamaya çalıştıkları, bu arada ölenin ayağının takılması sonucu kafası üzerine düşerek öldüğünün anlaşılmasına göre taksirle öldürmeden dolayı mahkûmiyet tesisi yasaya aykırıdır” ( 2. CD. 20.12.1994, 12873 )Bu mahkeme kararına konu olayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi DOĞRUDUR?
a) Mağdurun hareketi, normal olmakla beraber faile de yüklenebilecek hiçbir kusur yoktur ve bu nedenle kaza tesadüf söz konusudur.
b) Mağdurun hareketi, normal olmamakla beraber, kusurlu veya hukuka aykırı olmadığından, failin hareketi nedenseldir ve netice kendisine yüklenir.
c) Mağdurun hareketi, normal bir harekettir, yani akla uygun, normal bir insanın aynı durumda yapacağı bir harekettir, bu nedenle nedensellik bağı failin hareketiyle netice arasındadır ve netice kendisine yüklenir.
d) Mağdurun hareketi normal olmakla beraber fail de kusurlu olduğundan eylemi ile netice arsında nedensellik bağı vardır ve netice kendisine yüklenir.
e) Mağdurun hareketi kusursuzdur. Ancak failin de kusuru yoktur. Bu nedenle fail taksirle öldürmeden dolayı sorumlu tutulmalıdır.

8. Tamamen kurallara uygun seyreden bir araç sürücüsü aniden önüne çıkan bir kimseye çarpıp da ona yardım etmezse, sorumluluğu yeni TCK çerçevesinde aşağıdakilerden hangisine göre belirlenir?
a) Fail TCK 83 gereğince öngelen tehlikeli eylem dolayısıyla garantördür. Taksirle yaralama ve kasten öldürmeden dolayı sorumlu olur.
b) Fail, TCK 83 gereğince öngelen tehlikeli eylem dolayısıyla garantördür, kasten öldürmeden dolayı sorumlu olur.
c) Fail, TCK 83 gereğince öngelen tehlikeli eylem dolayısıyla garantördür, taksirle öldürmeden dolayı sorumlu olur.
d) Fail, garantör değildir, TCK 98‘den sorumlu olur.
e) Fail, garantör değildir, taksirle öldürmeden sorumlu olur.

9. ihmali suçlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
b) Beklenebilirlik, ihmali suçların yazılı olmayan unsurlarındandır.
c) İhmali suçlar, taksirle de işlenebilir.
d) Hareket olanağı ihmali değil, icrai suçların unsurlarındandır.
e) İhmali suçlarda, “fail, hareket etmiş olsa idi, neticenin önlenmesi ihtimali kesine yakın bir derecede ise” netice ile ihmal arasında nedensellik vardır demektir.

OLAY : Yazar Orhan Pamuk ile ilgili olarak Türklüğe hakaret ettiği iddiası ile dava açılmıştır. Sanığın fiili işlediği tarihte yürürlükte olan ve eylemine uyan önceki TCK 159 ile ilgili olarak TCK 160’ta kovuşturma usülü düzenlenmişti ve burada “159uncu maddenin birinci fıkrasında beyan olunan hususlar hakkında takibat yapılması Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.”denilmekteydi. Yazarın eylemine uyan yeni TCK 301. maddede ise kovuşturmanın nasıl yapılacağına ilişkin ayrıca bir hüküm sevk edilmemiştir.SORU 10: Bu durumda O.P hakkında dava açılabilmesi bakımından hangi hükmün uygulanacağını gerekçeli olarak aşağıdaki boşlukta açıklayınız.

CEVAP:

………………………………..
………………………………..
………………………………..

Selçuk Hukuk Medeni Hukuk I. Vize Soruları (2003/04)

S. Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
2003/2004 MEDENİ HUKUK 1 VİZE İMTİHAN SORULARI

Talimat: Süre 60 dakikadır. Kanun kullanmak serbesttir. Adınızı, soyadınızı ve sıra numaranızı yazmayı unutmayınız. Soruları sıra numarasına göre cevaplandırınız. İlk yarım saatlik süre içersinde sınav salonundan çıkmak yasaktır. Cep telefonları kesinlikle kapalı tutulacaktır.

OLAY
(B)arış, (K)emal’den kiraladığı televizyonu (C)emil’e satar. (C)emil de bu televizyonu öğrenci (F)atih’e satar ve teslim eder. Durumu öğrenen (K)emal, (F)atih’ten televizyonu geri istemeye hazırlanmaktadır. Ancak (F)atih okulu bitirmiş ve hiçbir adres bırakmaksızın yurt dışına lisansüstü eğitimini tamamlamak üzere gitmiştir. Ancak 6 yıl sonra eğitimini tamamlayarak Türkiye’ ye döner.
(F)atih yurt dışından döndüğünde anne-babasını kaybettiğini öğrenir. 17 yaşındaki küçük kardeşi (H)asan’la birlikte yaşamaya başlar. (H)asan, anne babasından kendisine miras kalan değerli bir arsayı satar ve tescilden önce parasını alır. Bu paranın bir kısmıyla bir bilgisayar satın alır.
(H)asan daha sonra sevdiği (F)ahriye ile de nişanlanır.
SORULAR
S/1) Cemil bu televizyonun mülkiyetini kazanabilir mi? Kazanırsa nasıl? Kazanamazsa neden açıklayınız? (15 Puan)
S/2) Salih televizyonun mülkiyetini kazanabilir mi? Açıklayınız? (15 Puan)
S/3) Televizyon kiralanmayıp da aldatılarak sarhoş edilen Kemal’in bunu Cemil’e bağışlaması halinde, yukarıdaki soruların cevapları değişir mi açıklayınız? (15 Puan)
S/4) Hasan’ın yaptığı arsa satışı geçerli midir? Geçerli ise nasıl, geçerli değilse neden açıklayınız? (l5 Puan)
S/5) Vasisinin izin veya icazet vermemesi nişanın geçerliliğini etkiler mi? (15 Puan)

Aşağıdaki kavramları yalnızca tanımlayınız?
a)butlan b)kanun boşluğu c)ölüm karinesi d)ayırt etme gücü e)erginlik

Başarılar dilerim.
Yrd. Doç. Dr. Süleyman YALMAN

Yazıların izin alınmaksızın başka mecralarda yayınlanması, yasa gereği telif hakkı ihlali oluşturmaktadır. Kaynak belirtilmek kaydıyla kısa alıntılar yapılabilir. © 2007 - 2014.