Archives For final soruları

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
2006-2007 ÖĞRETİM YILI GENEL KAMU HUKUKU
NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM FİNAL SINAVI

21.06.2007

TALİMAT: Süre 70 dk. Cevap kâğıdının üst köşesine vize notu, salon ve sıra numarası yazılacaktır. Tükenmez kalem kullanılacaktır. Yazının ve ifadenin düzgün olmasına dikkat edilecektir. İlk 30 dk. içinde sınav salonundan çıkılmayacaktır. Çift yapraklı bir cevap kâğıdı daha alınabilecektir.

SORULAR

1- Bazı yazarlar, küreselleşme sürecine paralel olarak, “ulusal devletin önemini yitirdiğini” belirtirlerken, bazı yazarlar da aksini savunmaktadırlar her iki yaklaşımın temel dayanakları nelerdir? Açıklayınız. (20p.)

2- İnsan haklarının “birey hakları” oluşu ile ne kastedilmektedir? Açıklayınız. (15p.)

3- Locke’a göre, “direnme hakkı” hangi halde meşru karşılanabilir? Bu hakkın başlıca amacı ve işlevi nedir? Açıklayınız. (15p.)

4- J. J. Rousseau’ya göre, genel iradenin “devredilemez” oluşu ne anlama gelmektedir? Yazarın, genel irade bakımından böyle bir özelliği savunmasındaki temel neden nedir? Açıklayınız. (20p.)

5- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin; “kişi”, “yer” ve “zaman” bakımından uygulama alanı hakkında bilgi veriniz. (20p.)

6- Özgürlüğün; “yasaların izin verdiği şeyleri yapabilmek” olarak tanımlanması ile “yasaların yasaklamadığı şeyleri yapabilmek” olarak tanımlanması arasında, kişilere bırakılabilecek serbestlik alanı bakımından nasıl bir farklılık bulunmaktadır? Açıklayınız. (10p.)

Başarılar Dilerim
Yrd. Doç. Dr. Reyhan SUNAY

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ GENEL KAMU HUKUK I. VE II. ÖĞRETİM
FİNAL SINAVI

15.06.2006

SORULAR

1- Egemenlik unsuru açısından ele alındığında; Avrupa Birliğini, klasik anlamda bir devlet olarak kabul etmek mümkün müdür? Gerekçeleriyle birlikte açıklayınız. (15p.)

2- İnsan hakları-devlet ilişkisinde “tanıma” ve “karışmama” talepleri ne anlama gelmektedir? Açıklayınız. (15p.)

3- Küreselleşmenin demokrasiyi aşındırdığı ya da demokrasi kaybına yol açtığı, yaygın olarak kabul edilen bir görüştür. Bu görüşün temel dayanakları ne şekilde belirmektedir? Açıklayınız. (15p.)

4- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin; kişi, yer ve zaman bakımından uygulama alanı hakkında bilgi veriniz. (15p.)

5- Toplum sözleşmesi düşünürlerinden;

a) Hobbes, hangi nedenlerle “kişi yararına mutlakçı bir düşünür” olarak değerlendirilmektedir? Açıklayınız. (10p.)
b) Locke’a göre siyasi iktidar hangi araçlarla ya da mekanizmalarla sınırlandırılabilir? Açıklayınız (10p.)
c) J. J. Rousseau, mülkiyet kurumunu neden eleştirmektedir? Bu noktada düşünürü Locke’dan ayıran hususlar nelerdir? Açıklayınız. (10p.)

6- Özgürlüğün; “yasaların izin verdiği şeyleri yapabilmek” olarak tanımlanması ile “yasaların yasaklamadığı şeyleri yapabilmek” olarak tanımlanması arasında kişilere bırakılabilecek serbestlik alanı bakımından nasıl b ir farklılık bulunmaktadır? Açıklayınız. (10p.)

Talimat: Süre 75 dk. Tükenmez kalem kullanılacaktır. İlk 30 dk. içinde sınav salonundan çıkılmayacaktır. Yazının okunaksız oluşu, değerlendirmeyi olumsuz yönde etkileyecektir. Çift yapraklı bir cevap kağıdı daha alınabilecektir.

Başarılar Dilerim
Yrd. Doç. Dr. Reyhan SUNAY

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ DEVLETLER ÖZEL HUKUKU FİNAL İMTİHANI

16.06.2003

Sınav Talimatı : İmtihan süresi 100 dakikadır. Mevzuat kullanmak yasaktır. İfadeler düzgün ve okunaklı olacaktır.Okunaklı olmayan cevaplar değerlendirilmeyecektir. Tükenmez kalem kullanılacaktır. Kâğıt sınırlaması yoktur.İsminizi ve numaranızı yazmayı unutmayınız.

OLAY – I
(Vatandaşlık ve Yabancılar Hukuku)

Turist olarak Avustralya’ya giden Türk vatandaşı bay (T), ikamet edebilmek amacıyla Avustralya vatandaşı bayan (A1) ile evlenir. Ayrıca (T), evlenme nedeniyle Avustralya vatandaşlığını kazanabilmek amacıyla yetkili makamlara müracaat eder ve Avustralya vatandaşlığını kazanır. Bu arada (T) yine Avustralya vatandaşı (A2) ile birlikte yaşamaya başlar ve bu birlikteliklerinden çocukları (Ç) olur.
Bay (T), Avustralya’da bir trafik kazasında ölür. Bay (T)’nin Antalya’da bir dairesi, Antalya’ya bağlı bir köyde 100 hektar tarlası ve bir bankada da bir miktar parası bulunmaktadır. Bayan (A1), mirastan kendi payını almak için 3 aylık bir vize ile “turist olarak” Türkiye’ye gelir. Bayan (A1), bir vekil aracılığı ile veraset ilamı almak için mahkemeye müracaat eder. Mahkeme ise, (A1)’in Türkiye’de mirasçı olamayacağına karar verir. Mahkeme, gerekçesinde “MK m.8’e göre her şahıs medeni haklardan istifade eder. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara sahip olmada eşittirler. Genellik ve eşitlik, hak ehliyetinin temel niteliğini oluşturmakla birlikte, bu, mutlak değildir. Anayasanın 35. maddesi gereği bu hakların kanunla sınırlanabileceği hküm altına alınmıştır. Bu cümleden olarak Tapu Kanununun 35. maddesi ile yabancıların miras haklarına bazı sınırlamalar getirilmiştir. Mirasın açıldığı tarihte 35. maddede aranan şartlar yerine getirilmediğini” ileri sürmüştür. Bu arada (A1), vizesi bittiği halde ülkesine dönmemiştir.

SORULAR

1- (Ç)’nin vatandaşlığını tespit ediniz. (5 p)
2- İdare, (T)’nin Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine karar verebilir mi? (5 p)
3- (A1) ve (A2)’nin evlenme ile vatandaşlığın kazanılması yolu dışında, başka bir yoldan Türk vatandaşlığını kazanmaları mümkün müdür? (5 p)
4- (A1) hakkında sınırdışı işlemi yapılabilir mi? Sınırdışı işlemi yapılırsa, yasal dayanağını ve isabetli olup olmadığını yazınız. (5 p)
5- (A1)’in Türkiye’de mirasçı olamayacağına ilişkin mahkemenin kararanı ve gerekçesini Türk Yabancılar Hukuku açısından değerlendiriniz. (15 p)
gt;

OLAY – II

Çalışmak için Almanya’ya giden Türk vatandaşı bayan (T) ile yine çalışmak için Almanya’ya giden Yunan vatandaşı bay (Y), 1979 tarihinde Almanya’nın Marburg şehrinde tanışır ve resmi makamlar önünde evlenirler. İki yıl sonra taraflar Yunanistan’a giderler ve 1990 tarihine kadar Yunanistan’da yaşarlar. Taraflar arasında 1990 yılında geçimsizlik baş gösterir ve bayan (T), ailesinin yaşadığı İzmir’e gelir ve (Y) aleyhine hem kendisi hem de beraberinde getirdiği çocuğu için İzmir’de nafaka davası açar. Ayrıca mahkemeden, nafaka alacağının sonuçsuz kalmaması için (Y)’nin İzmir’deki dairesinin üzerine tedbir konulmasını talep eder. (Y), mahkemeye verdiği cevap layihasında, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını, ayrıca Yunan Hukukuna görev evliliğin geçersiz olduğunu ve bu nedenle davacının nafaka hakkının olmadığını ileri sürmüştür.
Bu arada (Y), Yunanistan’da ikamet ettikleri Selanik Mahkemelerinde, (T) aleyhine boşanma davası açar. Mahkeme, (T)’ye tebligat yapar. Ancak (T), davaya cevap vermez. Neticede, Selanik Mahkemesi (T)’nin yokluğunda tarafların boşanmalarına karar verir. karar ile çocuğun velayeti, çocuğun menfaati ve yararı nedeniyle anneye bırakılmıştır. (Y), bu kararın tanınması için İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açar. Mahkeme ise, tanıma talebini reddeder. Mahkeme, gerekçesinde,“NÖHUK’un aradığı şartların yerine gelmediği, özellikle Yunan Mahkemesinin vermiş olduğu karada Medeni Kanunun (eski) m.134’ün aradığı şartların gerçekleşmediği, davalının da buna itiraz ettiğini” ileri sürmüştür.

Not: 1979’daki me’i Yunan Hukukuna göre, Yunan vatandaşlarının kilise dışında yapmış olduğu evlenmeler geçersizdir.

SORULAR

1- Nafaka davasında İzmir Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi var mıdır? (5 p)
2- (Y)’nin evliliğin geçersizliği yönündeki itirazını milletlerarası özel hukuk açısından değerlendiriniz. Özellikle milletlerarası özel hukukta ileri sürülen görüşleri dikkate alarak, itirazın geçerliliğini değerlendiriniz. (10 p)
3- (T)’nin nafaka talebine hangi hukuk uygulanacaktır? MÖHUK ve milletlerarası sözleşmeler rejimi açısından ayrı ayrı değerlendiriniz. (10 p)
4- Mahkemenin red kararını değerlendiriniz. (10 p)

OLAY – III

Merkezi Ankara’da bulunan ve inşaat işleri ile uğraşan Türk şirketi (T) ile (X) devletinin temsilcileri, (X) devletinde bir barajın yapılması hususunda anlaşırlar. Yapılan sözleşmeye göre, bütün teknik personel ve diğer ekipman, müteahhit firma tarafından tedarik edilecektir. Sözleşmede ayrıca geç teslim halinde aylık 1.000.000 USD cezai şart öngörülmüştür. Yine sözleşmeye göre, sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Lozan Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır.
(X) devletinin sözleşmeye göre ödemesi gerekli ödenekleri ödememesi ve müteahhit firmanın da yeterli finansmanı sağlayamaması nedeniyle inşaat yarım kalmıştır. Müteahhit firma Türkiye’den götürmüş olduğu işçilerin de ücretlerini ödeyememiştir. (X) devletinin hazinesi, bir vekil aracılığıyla Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde hem inşaatın zamanında bitirilmemesi nedeniyle oluşan zararın hem de dava tarihine kadar biriken cezai şartın tahsili amacıyla bir alacak davası açmıştır.
Müteahhit firma, davaya verdiği cevap dilekçesinde, a) Yetki sözleşmesi nedeniyle Ankara Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, b) Alacağın (X) devleti hukukuna göre zamanaşımına uğradığını, c) Ayrıca cezai şartın fahiş olduğunu, BK m.161/3’ün kamu düzeni gereği uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacı ise, davalının cevaplarına karşılık, davalının merkezinin (ikametgâhının) Ankara’da olduğunu, yetki sözleşmesinin yetkili mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırmadığını, aksi halde Türk Mahkemelerine güvensizlik oluşacağını, ayrıca davalının yetki itirazında bulunmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu ileri sürmüştür.

Not: 1- (X) devletinin kanunlar ihtilâfı kurallarına göre akit, karakteristik edim borçlusunun ifa yeri hukukuna, eğer karakteristik edim borçlusu tüzel kişiliği olan veya olmayan bir topluluk ise, merkezi yönetimin bulunduğu yer hukukuna tâbidir.
2- (X) devletinde zamanaşımı usule ait bir konu olarak kabul edilmektedir.
3- BK m.161/3 “Hakim, fahiş gördüğü cezayı tenkis ile mükelleftir”

SORULAR

1- Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin milletlerarası yetkisi var mıdır? Davalının yetki itirazını ve davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürmüş olduğu itirazları dikkate alarak cevap veriniz. (10 p)
2- Mahkeme, olaya hangi hukuku uygulayacaktır? Davalının zamanaşımı def’i hangi hukuka tâbi olmalıdır? (5 p)
3- Davalı firmanın kamu düzeni nedeniyle BK m.161/3’ün uygulanması gerektiği yönündeki iddiasını değerlendiriniz. (10 p)
4- İnşaat işinde çalışan işçiler, müteahhit firma aleyhine ücret alacakları için Ankara İş Mahkemesinde dava açmış olsalar idi, ihtilâf hangi hukuka tâbi olacaktı? (5 p)

BAŞARILAR DİLERİM

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ DEVLETLER ÖZEL HUKUKU FİNAL İMTİHANI 22.06.2006

İmtihan Talimatı : İmtihan süresi 2 saattir. Mevzuat kullanılabilir. Bu sebeplerle cevaplarda kanun ismi ve madde numarası yazılması gerekli ve yeterlidir. İfadeler düzgün ve okunaklı olacaktır. Okunaklı olmayan cevaplar değerlendirilmeyecektir. Tükenmez kalem kullanılacaktır. Kağıt sınırlaması yoktur. İsminizi ve numaranızı yazmayı unutmayınız. BAŞARILAR DİLERİM. Yrd. Doç. Dr. Musa AYGÜL 

OLAY – I

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 31.1.1995 tarihli kararından uyarlanmıştır.)

“Davacı vekili, müvekkili Alman şirketi ile davalı Tekel idaresi arasında yapılan 12.04.1990 tarihli ‘pazarlara ve lisans sözleşmesi’ ile müvekkilinin Tekel’in ürettiği rakının elli yıl süreyle Avrupa’da pazarlanmasını üstlendiğini, anlaşma gereğince ikinci safha olarak şişeleme tesislerinin yapılması ve daha sonra rakının Almanya’da üretilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin bu cümleden olarak rakının gerekli miktarda satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiğini, 7.3.1991 tarihinde de şişeleme fabrikasını kurduğunu, ancak davalının “konsantre rakı” sevkiyatına başlamasını teminen sözleşme hükümlerinin aynen ifasına karar verilmesini dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında,
- sözleşmede uyuşmazlığın İstanbul Ticaret Odasının Tahkim Mahkemesinde çözüleceğine dair tahkim kaydı olduğunu, dolayısıyla ihtilafın mahkemece karara bağlanamayacağını,
- 4250 sayılı Tekel Kanunu gereğince alkollü içki üretiminin davacı şirkete devredilemeyeceğini, bu şekilde bir davanın idari yargıda görülebileceğini, ileri sürmüştür.

Davacı vekili cevaba cevabında,
- sözleşmeyi imzalayana şirket temsilcisinin, sözleşme imzalamaya yetkili olduğunu, ancak tahkim anlaşması bakımından bu yetkisinin olmadığının, dolayısıyla tahkim kaydının geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Mahkeme, kararında “tahkim şartının fiil ehliyetinin olmaması sebebiyle geçersiz olduğunu… 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu gereğince tekel niteliğindeki malların özel sektör tarafından şişelenmesi ve üretilmesini Bakanlar Kurulu ve Yüksek Planlama Kurulu kararlarına (onayına) bağlı olduğu, böyle bir karar olmadığı için bu yoldaki anlaşmanın hukuken geçerli olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve taraflar arasında oluşturulan sözleşmeye göre, yabancılık unsuru bulunmakla beraber, 4250 sayılı kanunun 1. maddesi ile 2675 sayılı kanunun 5. maddesi hükümleri içeriğine göre, tarafların temyiz isteğinin reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.”

SOURLAR
1- Mahkemenin, şirket temsilcisinin tahkim anlaşması yapma hususunda yetkisinin bulunmadığı sebebiyle tahkim şartını geçersiz kabul etmesini değerlendiriniz. Mahkeme, başka şekilde karar verebilir miydi? Hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler açısından ayrı ayrı değerlendiriniz. (10 p)
2- Olaydaki hukuki ilişkiyi ve bu hukuki ilişkiye uygulanacak hukuku tespit ediniz. (10 p)
3- Yargıtay’ın red sebebini 2675 sayılı kanunun 5. maddesine dayandırmasını tartışınız. (10 p)

OLAY – II

Danimarka’da ikamet eden Türk vatandaşı Kululu Ahmet (A), eşi Danimarka vatandaşı Ingrid (İ)’nin ölüm tehlikesinden bir buçuk yıl geçtiği halde, hiçbir haber alınamadığı iddiasıyla gaipliğine ve evliliğin feshine hükmolunması istemiyle Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açar.
(İ), İsveç’te düzenlediği vasiyetname ile Türkiye’de bulunan taşınır ve taşınmaz mallarını önceki evliliğinden olma İsveç vatandaşı çocuğu (Ç)’ye bırakmıştır.

Not: Danimarka Hukukunda ahvali şahsiye ve mirasa ilişkin konular, ilgilinin ikametgâh hukukuna tâbidir.

SORULAR
1- (A)’nın açtığı gaiplik ve evliliğin feshi davasında Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığını tartışınız. (5 p)
2- Görülen bu davada hakim,
a. Evliliğin feshinin gaiplik davasıyla birlikte açılıp açılamayacağını,
b. Gaiplik kararı için gerekli koşulların bulunup bulunmadığını,
c. Evlenmenin feshi için gaipliğin yeterli bir sebep olmadığını, Hangi ülke hukukuna göre belirleyecektir?
3- Gaiplik kararı, İsveç Göteborg Mahkemesinden verilmiş olsaydı, (A), bu kararı kesin delil olarak ileri sürerek evlenmenin feshini talep edebilir miydi? (10 p)
4- (İ)’nin Türkiye’deki menkul ve gayrimenkul mallar üzerindeki mirası hangi ülke hukukuna göre tevarüs edecektir (mirasçılara intikal edecektir)? Terekenin Türkiye’de olmasının bir hukuki sonucu var mıdır? Açıklayınız. (Soru cevaplanırken, miras hukukunda kabul edilen sistemler ve Türk Hukukunda hangisinin benimsendiği belirtilmelidir.) (10 p)
5- (İ)’nin vasiyetnamesi,
a. Şekil,
b. Vasiyetname yapma ehliyeti,
c. Hükümleri,bakımından hangi ülke hukukuna tâbidir. Her konu için ayrı ayrı değerlendiriniz. (10 p)
6- (Ç)’nin Türkiye’deki mallar üzerindeki mirasçılık hakkını, yabancılar hukuku açısından sınırlayan hükümler hangileridir? Anlatınız. (10 p)

 

OLAY – III

 

(Danıştay 10. Dairesinin: 1999/160 E. ve 1999/3525 K. sayılı kararı)

“Dava, Irak uyruklu olan ve Türk bir bayanla evli bulunan davcının T.C. vatandaşlığına istisnai yoldan alınması isteminin reddine ilişkin işlemin iptali amacıyla açılmıştır. Ankara 2. İdare Mahkemesi, vatandaşlığa alınmak isteyenlerin 403 sayılı yasada belirlenen şartları taşıyor olsalar bile vatandaşlığa alınıp alınmamaları konusunda Bakanlar Kurulunun takdir yetkisinin bulunduğu, … idarece ara kararına verilen cevaba göre davacının Türk vatandaşlığına alınmaması konusunda takdir yetkisi bağlamında tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Davacı, Irak misyonunda görevli istihbaratçılarla bir ilgisinin olmadığını, kendisinin Türkmen soylu Al Bayati ailesinden olduğunu ileri sürerek, anılan mahkeme kararının temyizen incelenerek bozularak istemektedir.

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde bozulabilir. Temyizen incelenen ve yukarıda esas ve karar numarası verilen Ankara 2. İdare Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olup, bozma nedeni bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine ve anılan kararın onanmasına oybirliği ile karar verildi.”

Yukarıdaki Danıştay kararını yetkili makam kararı ile vatandaşlığa alınmada idarenin takdir yetkisi ve mahkemenin, idarenin takdir yetkisini denetlemesi açılarından değerlendiriniz. (15 p)

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ DEVLETLER ÖZEL HUKUKU FİNAL İMTİHANI

13.06.2005

Sınav Talimatı : İmtihan süresi 2 saattir. Mevzuat kullanılabilir. Bu sebeple cevaplarda kanun ismi ve madde numarası yazılması gerekmektedir. İfadeler düzgün ve okunaklı olacaktır. Okunaklı olmayan cevaplan değerlendirilmeyecektir.Tükenmez kalem kullanılacaktır. Kâğıt sınırlaması yoktur. İsminizi ve numaranızı yazmayı unutmayınız. BAŞARILAR DİLERİM. Musa AYGÜL 

Olay – I

Antalya’da golf kulübü işletmekte olan B. Golf Kulübü Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. ile Almanya’da yerleşik D. Turkische Bank A.G. kredi sözleşmesi imzalamışlardır. Taraflar kredi sözleşmesinde, doğacak ihtilâfların Almanya-Hamburg mahkemelerinde görülmesini kararlaştırmışlardır. Yine sözleşmede kararlaştırılmayan konularda tarafların hak ve yükümlülüklerinin milletlerarası alanda yerleşmiş ve kabul görmüş uygulamalara göre tespit edileceği kabul edilmiştir. Golf Kulübünün geri ödemede bulunmaması üzerine D. Turkische Bank A.G., Antalya mahkemelerinden ihtiyati haciz kararı alarak borçlu şirketin işyerinde fiili haciz yapmıştır. Daha sonra borçluya ödeme emri (örnek 49) gönderilmiştir. Borçlu şirket İcra Tetkik Merciine müracaatla, kredi sözleşmesinde Alman Mahkemelerinin yetkili kılındığını, Türk Mahkemelerinin (ve icra dairelerinin) yetkisinin olmadığı gerekçesiyle hacze itiraz etmiştir. Ayrıca borçlu, ödeme emrine de itiraz etmiştir.
Alacaklı ise, borçlunun ikametgâhı mahkemesinde (icra dairesinde) işlem yapılması sebebiyle borçlunun yetki itirazında bulunmasının, hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceği savunmasında bulunmuştur.
İTM ise, kanunlardaki genel yetki kurallarının yetki sözleşmesi ile kaldırılamayacağı, aksi halde kanunen yetki verilmiş Türk Mahkemelerine güvensizlik oluşabileceği gerekçesiyle yetki itirazını reddetmiştir.
Karar, borçlu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, mahkemenin kararını, gerekçesini düzelterek onamıştır. Yargıtay, gerekçesinde “dava hukuki nitelik itibariyle cebri icra hukukundan kaynaklanmaktadır. Türk Mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararının cebri icra yoluyla uygulanmasına dair yetki, devletin kendi ülkesi üzerinde hakimiyet tasarruflarında bulunabilme iktidarının bir görünümü olduğundan, münhasır yetkilerindendir. Hâl böyle olunca; davanın sadece belirtilen hukuki nitelik kapsamı içinde ve “kamu düzeni”; “münhasır yetki” esaslarının etkisi altında değerlendirildiğinde, Türk Mahkemelerinin ülke içi yetkisinin ve ona bağlı olarak milletlerarası yetkisinin varlığının kabulü kaçınılmazdır.”

Not: Almanya, Akitlere Uygulanacak Hukuk Hakkında Roma Sözleşmesi’ne taraftır.

SORULAR
1. Taraflar arasında imzalanan yetki sözleşmesine göre, borçlu Türk şirketinin yetki itirazı haklı mıdır? (Soru, alacaklı bankanın savunması ve yerel mahkemenin red gerekçesi ile birlikte cevaplandırılacaktır. Yargıtay’ın gerekçesini KISACAdeğerlendiriniz.) (15 p)
2. Alacaklı, Antalya Mahkemelerinde itirazın iptali davası açabilir mi? Eğer alacaklı böyle bir dava açarsa borçlu Türk şirketinin bir itiraz hakkı var mıdır? Mahkeme, yetkisizlik kararı verirse dosyayı Almanya Mahkemelerine gönderme yetkisi var mıdır? (5 p)
3. (İtirazın iptali davasının Antalya Mahkemelerinde görüldüğünü varsayarsa) Tarafların milletlerarası ticarette var olan uygulamaları seçmiş olmaları ne anlama gelmektedir. Bu seçim geçersiz kabul edilirse, pozitif hukukumuza göre, itirazın iptali davasında tarafların hak ve borçları hangi hukuka göre tespit edilecektir? (15 p)

Olay – II

g> Mersin’de ikamet eden Türk vatandaşı Bayan (A), KKTC ve İngiliz vatandaşı olan Bay (B)’ye karşı Mersin Mahkemelerinde babalığın tespiti ve nafaka davası açmıştır. (B, İngiltere’de ikamet etmektedir) (A), dava dilekçesinde, (B)’den olan evlilik dışı çocuğu adına babalığın tespiti ve nafaka talebinde bulunmuştur. Davacı mahkemeye, İngiliz mahkemesinin çocuğun (A)’dan olduğunu tespit eden ve her biri için (anne ve çocuk) 500 Sterlin nafaka ödemeyi içeren bir kararı delil olarak sunmuştur.
Davalı (B) ise, sevap dilekçesinde, Mersin Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin olmadığını, davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen İngiliz Mahkemesinden alınan kararın ayrı bir tanıma davası açılmaksızın delil olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığı, kaldı ki, Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin İngiliz Mahkemesi kararının, İngiliz Hukukuna göre karara bağlanmış olması sebebiyle tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını, nafakaya hükmedilebilmesi için önce nesep konusunun hükme bağlanması gerektiğini ileri sürer.
Mahkeme ise, nafakaya ve soybağına ilişkin konuların, kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle Türk Hukukuna tâbi olduğuna karar vermiş ve ihtilâfa Türk Hukukunu uygulamıştır.

Not: İngiliz Hukukunda evlilik birliği dışında yaşayan tarafların birbirlerine karşı nafaka yükümlülüğü bulunmaktadır. Türk Hukukunda ise kadının (ananın) tazminat isteme hakkı bulunmaktadır (MK m.304).

SORULAR
1. Bayan (A) tarafından açılan babalığın tespiti ve nafaka davasına hangi hukuk uygulanacaktır? (10 p)
2. Davacı (A), müstakil bir tanıma ve tenfiz davası açmadan İngiliz Mahkemesinin soybağının tespiti ve nafaka kararını delil olarak vermesini, mahkeme nasıl değerlendirmelidir? Davalının itirazlarını da dikkate alarak soruyu cevaplayınız. (10 p)
3. Davalının “nafakaya hükmedilebilmesi için öncelikle nesep ihtilâfının halledilmesi gerekir” itirazını değerlendiriniz. (Soru, konunun kanunlar ihtilafı içinde dahil olduğu müesseseyle birlikte cevaplandırılacaktır) (10 p)
4. Mahkemenin Türk Hukukun uygulaması ve gerekçesi doğru mudur? (10 p)

Olay – III

Türk asıllı Irak vatandaşı Bay (I), 2001 yılında istisnai yoldan Türk vatandaşlığını kazanmıştır. Önceki evliliğinden olan çocuk )Ç1) de babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanmıştır. (I), Irak vatandaşı bir bayan ile evlenmiş ve evlilikten (Ç2) olmuştur. Eşi yolu ile Türk vatandaşlığını kazanmıştır. (I)’nın ibraz ettiği belgelerden birisinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine Bakanlar Kurulu (I) ile birlikte eşinin ve çocuklarının vatandaşlığına son vermiştir.

SORULAR
1. Bakanlar Kurulunun yaptığı işlemi vatandaşlık hukuku açısından değerlendiriniz. Bakanlar Kurulu, ilgililer hakkında ülkede ikamet ve malvarlıkları konusunda başka bir işlem yapabilir miydi? (10 p)
2. İlgililer yeniden vatandaşlığa alınabilir mi? (5 p)

METİN SORUSU:
Yabancı sermayenin Türkiye’de yatırım yapabilme şartları nelerdir ve mevzuatımızda yabancı sermayeye ne tür kolaylıklar sağlanmıştır? Sadecve sayınız. (10 p)