Hukuk Sokagindasiniz...

A free template from Joomlashack






Şifremi unuttum!
Üyemiz değil misiniz? Üye Ol
Anasayfa arrow Sınav Soruları arrow SELÇUK HUKUK arrow Medeni Usûl Vize Soruları (2004/05)
Medeni Usûl Vize Soruları (2004/05) Yazdır
Pazar, 30 Eylül 2007

08,01.2005

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
MEDENİ USUL HUKUKU DERSİ
NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI VİZE SINAVI

              SINAV TALİMATI: 1) Sınav süresi 75 dakikadır. 2) Cevaplarda soru sırasına uyulacaktır. 3) Mürekkepli kalem kullanılacaktır. 4) HUMK kullanmak serbesttir. 5) Kâğıt sınırlaması yoktur. 6) Cevaplar mutlaka GEREKÇELİ olacak, gerekçesiz cevaplara puan verilmeyecektir.

              SORU I) Tüketici (A), merkezi İstanbul’da bulunan ithalatçı (X) A.Ş.’nin düzenlediği “Taksitle Otomobil Kampanyası”ndan bir araba almak istemektedir. Konya’da memur olarak çalışan (A), bu sözleşmeyi (X) A.Ş.’nin Konya Şubesi ile yapmıştır. Söz konusu sözleşmeye göre, otomobilin toplam bedeli olan 40.000 YTL, on eşit taksitte ödenecek, ilk beş taksidin ödenmesi karşılığında otomobil (A)’ya teslim edilecektir. Bu amaçla (A), her bir değeri 4.000 YTL olan on adet bono (emre muharrer senet) keşide ederek vermiştir. Öte yandan, taraflar sözleşmeye “işbu sözleşmeden doğan ihtilâflarda İstanbul Mahkemeleri yetkili olacaktır” kaydını koymuşlardır.

            (A), sözleşme hükümlerine göre, ilk beş taksidi ödemesine karşın, otomobil kendisine teslim edilmemiştir. Bunun üzerine (A), yasal yollara başvurmayı istemektedir.

            1) (A), (X) A.Ş.’nin otomobili teslim etmemesi karşısında, hem kendisinden talep edilen diğer bonoların ödenmemesini hem de otomobilin teslimini istemektedir. Bu amaçla nasıl bir dava açılabilir? Çeşitli ihtimallere göre irdeleyiniz. (5p.)
            2) (A), otomobilin teslimi konusunda açtığı davada;
                    a) Görevli mahkeme hangisidir? Neden? (5p.)
                    b) Yetkili mahkeme (veya mahkemeler) hangisidir? Neden? (5p.)
      
             c) (A), davayı Konya Mahkemeleri’nde açmıştır. Bunma karşı (X) A.Ş. yetkisizlik itirazında bulunabilir mi? Neden? Yetki itirazı üzerine mahkeme hangi şartlarla yetkisizlik kararı verebilir? Bu kararın niteliğini belirtiniz. (5p.)
     
            d) Mahkeme, yetkisizlik kararı ile yargılama masraflarına hükmedilmesine karar verebilir mi? Neden? Nasıl? (5p.)
            3) (A)’nın Konya Mahkemeleri’nde açtığı davada yetki itirazında bulunan (X) A.Ş.’nin mahkemeye sunduğu sözleşme metninin altında “(X) A.Ş.’nin Konya Şubesi Ltd. Şti.” ibaresi yer almaktadır. Bu şartlarla Konya Mahkemeleri (X) A.Ş.’nin taraf olduğu davaya bakmaya yetkili midir? Neden? (10p.)
            4) Bu davanın;
     
            a) Tarafları kimler olacaktır? Neden? (5p.)
     
            b) Açıldığı sırada (X) A.Ş. tasfiye haline girmiştir. Bunun davaya bir etkisi olur mu? Neden? (5p.)
           5) Davalı (X) A.Ş., davaya bakan hakim (H)’ı, davacı (A)’nın eşinin torunu olması nedeniyle reddetmek istemektedir.
    
            a) Hakim (H)’nın bu sebeple reddi mümkün müdür? Neden? (5p.)
   
            b) Hakim (H), red talebini reddederse davalı (X) A.Ş. bu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir mi? Neden? Nasıl? (5p.)
           6) (A), davayı açtıktan sonra davasını tazminat davasına dönüştürmek istemektedir. Bu mümkün müdür? Neden? Nasıl? (5p.)
           7) (A)’nın açtığı bu davada;
   
            a) (X) A.Ş. cevap layihası vermezse (5p.)
  
            b) (X) A.Ş. cevap layihasında “otomobilin tesliminin kendi kusurundan ileri gelmediğini, bunun gümrük işlemlerindeki gecikmeden kaynaklandığını” ileri sürerse, (5p.)
 
            Kim, neyi ispat edecektir? Açıklayınız.
           8) Davanın tahkikat aşamasında, mahkemece dosya münderecatından (A)’nın ödediğini ileri sürdüğü bono bedellerinin bir kısmını ödemediği tespit edilmiştir. Bu hususun mahkemece göz önüne alınması mümkün müdür? Neden? Nasıl? (10p.)

                        SORU II) Aşağıdaki Yargıtay kararını, karar metnini tekrarlamaktan kaçınarak değerlendiriniz. (20p.)

             DAVA ve KARAR: Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye I. Hukuk Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.3.1994 gün ve 1992/641–1994/169 K. Sayılı kararın incelemesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10.11.1994 gün ve 1994/6208–9548 sayılı ilamı bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI : Davacı köy yolunun yapımında davalı idareye yardım ettiği sırada dinamit patlaması sonucu yaralandığını, sol bacağını fonksiyonel ve kısmen yitirdiğini, kulağının ağır işittiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalı tarafından verilen cevapta, yolun yayalık olan kesimindeki çalışmada, o an için 60 adet dinamit lokumu açılan deliklere yerleştirildikten sonra ateşlendiği, bunlardan 40 adet patladığı, geriye kalanların manyetodaki arıza nedeniyle patlamadığının, bu arada havanın kararması sebebiyle işe son verilip, malzemenin toplanması sırasında patlama olduğu ve bunun sonunda da ölüm ve yaralanmalar meydana geldiği idarenin meydana gelen sonuçtan kusurunun olmadığı belirtilerek talebin reddi savunulmuştur. Öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlık, yargı yeriyle ilgili bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla, uyuşmazlığın adli yargı yerinde mi yoksa idari yargı yerinde mi çözümlenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Bunun belirlenmesi için de haksız eylemi doğuran olayın irdelenmesinin zorunlu bulunduğu aşikârdır. Zira, zarar verici eylemin hizmet kusurundan kaynaklandığı saptandığı takdirde davaya idari yargı yerinde, aksi halde adli yargı yerinde bakılacağı, hukuk sistemimizin bir gereğidir. Davalının yukarıya aktarılan savunmasından ve dosyadaki delil ve belgelerden ve özellikle kompresör operatörü Ahmet Uzun’un ifadesinden anlaşıldığına göre, davalı idarenin köy halkının da yardımı ile köy yolunu yaptığı sırada, çok sayıda dinamit kullanmak gereği duyulmuştur. Ancak patlama yerine yerleştirilen 60 adet dinamitten hiçbirinin ateşlemeye rağmen patlamaması üzerine pillerin değiştirildiği, tekrar yapılan ateşleme üzerine 40 adedinin patladığı, geriye kalanların da tek tek aküyle patlatılması yoluna gidildiği, ne var ki sadece 4 adedinin bu şekilde patladığı, 16 adedinin kaldığı, havanın kararması üzerine, güvenlik önlemi almadan çalışmaya son verildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan somut olaydan davalı idarenin çalışma alanı için gerekli olan plan ve projesinin bulunmadığı görülmüştür. Bunun yanında çalışma yerinde kullanılan ve önemli ölçüde tehlike yaratacak bir nitelik taşıyan patlayıcı maddelerin bu özelliğine uygun bir önlemin alınmadığı da açıktır. Şu durumda idarenin bu faaliyetlerini idari bir eylem olarak kabul etmek mümkün değildir. Eylem, oluşu itibariyle, bir kamu hizmetinin görülmesiyle ilgili olsa bile, onu fiili bir hareket haine dönüştürmüş ve böylece idari bir eylem olmaktan çıkarmış, haksız eylem haline dönüştürmüştür. Böyle bir sakatlık, eylemin mahiyetini değiştirmekte, ondan idarelik karakterini kaldırmakta ve idarenin usul dışı bir eylemi hailen sokmaktadır. Diğer anlatımla, idarenin yazılı ve yazılı olmayan hukuk kurallarına ağır surette aykırı davranması olan bu eylemlerin idari faaliyetlerin usule aykırılığın açık ve ağır biçimdeki görüntüleri olması nedeniyle idarilik vasfı ortadan kalkar. Bu tür haksız eylem sonucu ferdin mülkiyet veya yaşama hakkına verilen zararların tazmininden doğan uyuşmazlıklara adli yargı yerinde bakılması ise hukuk sistemimizin icabıdır. Olayda zarar, kamu hizmetinin usulüne uygun olarak yerine getirilmesi sonucu onun bir yansıması olarak meydana gelmemiş, doğrudan doğruya haksız bir eylemle oluşmuştur. Zira, zarar verici eylemin idare çalışanının ağır kusuruyla meydana geldiği duraksanmayacak kadar açıktır. Bundan dolayı da, artık ortada idari bir eylemden söz edilemez. Bu nedenle de sorumluluğun Medeni ve Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tespiti gerekir. Hal böyle olunca yerel mahkemenin mevcut delilleri değerlendirerek uyuşmazlığın niteliğine göre çözüm yerinin adli yargı olduğuna değinen direnmesi yerindedir. Ne var ki işin esasına yönelik temyiz itirazları dairesinde incelenmemiştir. O halde dosya gerekli inceleme için dairesine gönderilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle işin esası ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 4. Hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. (YGHK 22.5.1996, 4-226/391.)”   

Başarılar dilerim
Prof. Dr. Ömer ULUKAPI



Favori olarak ekle (5) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 474 | Yazdır

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Sormak istediğiniz sorular için lütfen forumlarımızı kullanın.
  • Reklam amaçlı ya da kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Üye olmayan ziyaretçilerimiz de yorum yazabilirler.
  • Ancak spam'lere engel olmak amacıyla yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
Joomla Templates by Joomlashack