Hukuk Sokagindasiniz...

A free template from Joomlashack






Şifremi unuttum!
Üyemiz değil misiniz? Üye Ol
Anasayfa arrow Ders Notu & Pratikler arrow PRATİK ÇALIŞMALAR arrow Iş Hukuku Pratik Çalışma V
Iş Hukuku Pratik Çalışma V Yazdır
Değerlendirme Puanı:: / 2
1 Puan5 Puan 
Pazartesi, 14 Ocak 2008
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2006/07 İkinci Öğretim Pratik Çalışmasıdır.                                                      

________________________________________________________________
OLAY 5
EŞİT İŞLEM YAPMA BORCU, SADAKAT BORCU,
İŞYERİ UYGULAMALARI, İŞYERİ İÇ YÖNETMELİĞİ
________________________________________________________________

          (A) ve bayan (B), işveren (İ)’ye ait işyerinde aynı tarihte aynı işi yapmak üzere çalışmaya başlamışlardır. İşveren, (A)’ya 90.000.000 TL, (B)’ye 60.000.000 TL ücret vermektedir.
         İşveren, toplu iş sözleşmesi ve hizmet sözleşmesinde hüküm bulunmamasına rağmen, (A)’ya yılbaşında ikramiye vermiştir.
         İşveren, (B)’ye sürekli gece çalışması yaptırmakta ve çıkışlarda kapı kontrolüne tâbi tutmaktadır.
         (İ), işyerinde çalışan tüm işçilere toplu iş sözleşmesi ve iş sözleşmesinde bir hüküm bulunmamasına rağmen, her dini bayram öncesinde 15 günlük ücret tutarınca ikramiye ödemektedir. İşveren 1999 yılı kurban bayramında böyle bir ödeme yapmamıştır.
         (A), işyerinde yapılan üretim hakkında bir takım bilgileri aynı konuda üretim yapan (E)’ye anlatmıştır. Bunun üzerine (İ), (A)’nın iş sözleşmesini feshetmiştir. Hizmet sözleşmesi feshedilen (A), küçük bir atölye kurarak (İ)’nin üretimini yaptığı malın aynısını üretmeye başlamıştır.
         İşyerinde çalışan (C), iki ay doktor raporu ile istirahat almış, ancak daha sonra (C)’nin rapor döneminde başka bir işte çalıştığı anlaşılmıştır.
         İşyerinde daha önce işveren tarafından hazırlanmış ve ilân edilmiş olan iç yönetmelikte, evlenen işçilere bir aylık ücretleri tutarında evlenme yardımı yapılacağı yazılıdır. Yeni evlenmiş olan (D), bu yardımı işverenden istemiş, ancak işveren yönetmeliğin bu maddesinin (D) evlenmeden bir ay önce değiştiğini ve artık böyle bir ödeme yapılamayacağını belirtmiştir.  

YANITLAR

          Eşit işlem yapma borcu, işverenin borçlarından biridir. İşverenin diğer borçları ise, ücret ödeme ve işçiyi koruyup gözetme borcudur. Eşit işlem yapma borcu, İş K. m.5’te ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre, işveren, kendi işyerindeki aynı durumdaki işçilere eşit davranmak zorundadır. Bunun dışında, İş Kanunu’nun muhtelif maddelerinde de bu borca rastlamak mümkündür. Eşit işlem yapma borcundaki eşitlik mutlak eşitlik olmayıp, eşitler arasındaki eşitliği ifade eder. Eşit davranma borcu, eşitliğin mutlak olduğu haller ve mutlak olmayan haller olarak ikiye ayrılabilir. Eşitliğin mutlak olduğu haller; sosyal yardımların verilmesi (kömür yardımı, ikramiye), yönetim hakkının kullanılmasındaki eşitlik (iş saatleri, gece vardiyası vs.), TİSGLK m.42/2’ye göre, greve katılmayan işçilerin çalıştırılmasında da mutlak anlamda eşit davranılmalıdır. Eşitliğin mutlak olmadığı haller ise, ücret ve fesih konularıdır. İşveren, asgari ücretin altında olmamak kaydıyla, işçiler arasında farklı ücret uygulamasına gidebilir. Ancak bunu da objektif olarak yapabilir. Yoksa, aynı işi yapan, aynı eğitim seviyesine ve kıdeme sahip iki işçiye farklı ücretler belirleyemez. Fesih açısından ise, işveren, istediği bir işçinin iş sözleşmesini feshedebilir ve istediği bir diğerini çalıştırabilir

.         İşverenin bu borca aykırı davranması halinde, işçi, dört aylık maaş tutarına kadar tazminat ve yoksun kaldığı haklarını talep edebilir (İş K.m. 5/6). İşverenin bu tazminatı ödemiş olması, bundan sonra eşitlik ilkesine aykırı davranabileceği anlamına gelmez. Eşit işlem yapma borcuna aykırılığı ispat yükü, iş hukukundaki genel kuralın aksine işçidedir (genel kural; ispatın işverene ait olmasıdır). Bu konuda ayrıca işverene idari para cezası da öngörülmüştür (İş K. m.99/a). Bir de Sendikalar Kanunu m. 31’deki sendikal tazminat yaptırımı da vardır. Buna göre; eşit işlem yapma borcuna aykırılık teşkile eden husus, sendikal nedenlerden kaynaklanıyorsa, işçiye ödenecek tazminat 1 yıllık maaşından az olamaz. İş Kanunu’ndaki tazminat ile (m.5/6) Sendikalar Kanunu’ndaki tazminat (m.31) bir arada bulunamamaktadır. Her olayda bu tazminat türünden yalnızca biri mevcuttur.

          Sadakat borcu ise, işçinin borçlarındandır. İşçinin bundan başka iş görme borcu ve işverenin emir ve talimatlarına uyma borcu bulunmaktadır. Sadakat borcu, yapma ve yapmama borcu olarak ikiye ayrılabilir. Yapma borcunda, işçiden aktif bir davranış beklenirken, yapmama borcunda pasif bir durum söz konusudur. Sadakat borcunun yerine getirilmemesi, haklı fesih nedenlerindendir (m. 25/II,e). Böyle bir durumda işveren, herhangi bir tazminat ödemeksizin, işçinin iş akdini feshedebilir. Mesela, gece bekçisinin yangın tehlikesini görüp haber vermemesi durumunda bekçinin sadakat borcuna aykırı davrandığı düşünülebilir. Yapmama borcu ise; hırsızlık yapmama, sır saklama borcu ve rekabet etmeme borcu gibi hususlardan oluşur.

         Rekabet etmeme borcu, iş sözleşmesi devam ederken ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra olmak üzere ikiye ayrılarak incelenebilir. İş sözleşmesinin devam ettiği sırada rekabet etmeme, zaten iş sözleşmesinin bir gereğidir. İşçi bu zamanda, rekabet teşkil edecek herhangi bir davranışta bulunamaz. Böyle bir durumda m. 25/II,e gereği haklı fesih oluşur ve işçi, işverenin varsa zararını karşılamak zorunda kalır. Profesyonelce hazırlanmış iş sözleşmelerinde, rekabet etmeme borcu için cezai şart da bulunmaktadır. Böyle bir durumda işçi, cezai şartı yerine getirir. Hatta oluşan zarar, cezai şartın üzerindeyse, işçi, bu zararın tümünü karşılamak zorundadır. Rekabet etmeme borcunun sözleşmenin sona ermesinden sonra da devam etmesi, İş Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Bununla ilgili hükümlere BK m.348 ile 352 arasında rastlanır. Buna göre, rekabet etmeme borcuna ilişkin hususun yazılı olması zorunludur (BK m.350). Bu da ya iş sözleşmesinin içinde bir hüküm olarak belirlenir ya da ayrıca bir rekabet etmeme borcuna ilişkin sözleşme düzenlenir. Yazılı olarak rekabet yasağı getirilmemişse, işçinin, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet etmesi engellenemez. İş sözleşmesinin sözlü olarak yapılmış olması, rekabet yasağının yazılı yapılma şartını ortadan kaldırmaz. Zira, BK m.350’deki şekil, bir geçerlilik (sıhhat) şartıdır. Ayrıca, rekabet etmeme sözleşmesinde rekabet konusu iş, faaliyet yeri ve hangi zaman diliminin belirlendiği açıkça yazılmalıdır. Bundan sonradır ki, rekabet etmeme borcuna aykırılık halinde işçi, işverenin zararlarını karşılar.

         İş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki rekabet etmeme borcu iki şekilde ortadan kalkar:
1.     İşçinin rekabet etmesinin, işveren açısından hiçbir önemi kalmamışsa rekabet etmeme borcu da ortadan kalkar (BK m.352/I).. Mesela, işverenin farklı bir iş koluna geçmesi.
2.      İş sözleşmesi, işçinin kusuru olmaksızın işveren tarafından veya işverenin kusuru olmaksızın işçi tarafından sona erdirilmişse, rekabet etmeme borcu yine sona erer (BK m.352/II).



Favori olarak ekle (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Yazdır

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • Üye olmayan ziyaretçilerimiz de yorum yazabilirler.
  • Ancak spam'lere engel olmak amacıyla yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
Joomla Templates by Joomlashack