Anasayfa / Kaynak / Toplu İş Sözleşmesi Türleri

Toplu İş Sözleşmesi Türleri

I- GİRİŞ

Nasıl ki bireysel iş sözleşmelerinin türleri olduğu gibi, Toplu iş sözleşmelerinin de türleri vardır. Özellikle hepimizin bildiği üzere, İş Hukuku çok esnek yapıda olup gelişim, değişim ve de siyasi etkenlere açık bir İş Hukuku dalıdır.

Dünyadaki ve dolayısı ile ülkemizde ki ekonomik değişimler neticesinde birçok şirkette bu ani değişimlere ayak uydurup sahalarında ki yerlerini korumak için birleşmeler, holdingleşmeler ve de farklı iş kollarında yeni ticari ilişkilere girmiş bulunmaktadırlar. Bu ekonomik gelişmeler karşısında, İş Hukukunun da esnek yapıda olması sonucu bu değişimlere açık olduğundan dolayı ortaya değişik yapılaşmalı şirketler çıkmış ve Toplu İş Hukuku bazında da artık eski tip Toplu İş Hukuku Sözleşmeleri yetersiz kalmış ve de mecburi olarak ortaya bir Toplu İş Sözleşmeleri türü kavramı çıkmıştır.

Eskiden tek bir şirket, tek bir iş kolunda olduğu için taraflar arasında Toplu İş Sözleşmesi yapmak basitti. Daha sonra Toplu İş Sözleşmesi yapıldıktan sonra taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı zaman sorun kolaylıkla çözülebiliyordu. Ancak ekonomik değişimler neticesinde ortaya çıkan şirket tanımlamaları neticesinde çıkan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlık çözümünü daha kolaylaştırmak açısından Toplu İş Sözleşmesi Türleri tanımlamalar ve unsurları yapılmıştır.

Şimdi biz bu incelememiz de, ekonomik, sosyal ve politik etkenler nedeni ile ortaya çıkan Toplu İş Sözleşmeleri türlerine, örnekler, Yargıtay kararları ve uygulama açısından değineceğiz.

II- TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ TANIMI VE GENEL OLARAK BAKIŞ

Toplu İş Sözleşmesi, tanımı itibariyle “hizmet akdinin yapılması, muhtevası ve sona ermesi ile ilgili hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasındaki sözleşmedir.”

Giriş kısmında da belirttiğim üzere, iş sözleşmeleri kapsayacakları coğrafi alana ve işyeri ya da işkolu düzeyinde olabilirler. Bir toplu iş sözleşmesi belirli bir işkolu düzeyinde, bu işkoluna dahil tüm işyerlerini kapsayabileceği gibi sadece belirli bir veya daha çok işyerine de ilişkin olabilir.

Toplu iş sözleşmesinin; belirli bir işkolu düzeyinde, bu işkoluna dahil tüm işyerlerini kapsamasına “ işkolu toplu iş sözleşmesi’’ , sadece belirli bir veya daha çok işyerini kapsamasına ise “ işyeri toplu iş sözleşmesi’’ denmektedir.

Bu tanımlamalardan birinin ya da diğerinin yahut her ikisinin bir arada olması mümkün olup; ülkelerin sosyal, ekonomik ve politik gerekleri ve gelişimleri tercihi belirleyecek olup bu anılan ve tercih edilen gereklere göre yön verecektir. Bu anlamda Toplu iş sözleşmeleri, ülkelerin, belirtmiş olduğumuz gereklerine göre yön bulup, şekillenecektir.

Tabi toplu iş sözleşmesinin türü ve düzeyi konusunda karar vermek kanun koyucuya aittir.Kanun koyucu da bu toplu iş sözleşmelerinin türünü ve düzeyini belirlerken de; ülkedeki sosyal, ekonomik ve politik gerekler ve gelişimleri dikkate almak zorunda kalacak ve bu yönde kanunlar çıkaracaktır.Tabi ki kanun koyucu da sadece ülkenin sosyal, ekonomik ve politik gerekleri ve gelişimleri ile bağlı kalmayıp ülkenin Anayasal sınırlamalarını da dikkate alarak toplu iş sözleşmelerini düzenleyebilecektir.

Buna bir örnek vermek gerekirse; 1982 Anayasası, aynı işyerinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamayacağı ve uygulanamayacağını öngörmüşse de, toplu iş sözleşmesinin hangi düzeyde yapılacakları konusunda bir sınırlama getirmemiştir. İşte bu sınırlamayı da kanun koyucu ülkenin sosyal, politik ve ekonomik gerek ve gelişimlerini dikkate alarak ortaya koyacaktır.

Gerçekten de, 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunundan farkı bir sistem ve içeriğe sahip bulunan 2822 sayılı kanunda işkolu düzeyinde toplu iş sözleşmesine yer verilmemiş, işyeri düzeyinde toplu iş sözleşmesi yapılacağı esasını getirmiştir.

 

Bir işyerinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamayacağının ve uygulanamayacağının Anayasanın buyruğuna uygun olarak tekrarlayan ve toplu iş sözleşmesinin kapsamı ve düzeyi başlığını taşıyan Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunun 3.maddesi, bit toplu iş sözleşmesinin aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabileceğini; aynı işkolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabileceğini belirtmekte ve bu sonuncuya işletme toplu iş sözleşmesi denileceğine de ayrıca işaret etmektedir. Bu hüküm, konu ile ilgili diğer hükümler özellikle Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunun uyuşmazlık ile ilgili 27/ 1.maddesi ile birlikte göz önüne alınırsa yürürlükteki hukukumuza göre işyeri düzeyinde üç türde toplu iş sözleşmesi yapılabileceği sonucuna kolayca ulaşılabilecektir.

III- TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ TÜRLERİ

A-İŞYERİ TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

Bir işverenin, tek bir işyerini kapsayarak yapılan sözleşmeye işyeri toplu iş sözleşmesi denir.Tanımdan da anlaşılacağı üzere; işyeri toplu iş sözleşmesi, işverenin bir tek işyeri ile ilgilidir.Başka bir ifade ile, işyeri toplu iş sözleşmesi ancak bir işverenin bir işyeri için söz konusu olabilir.

Bu bağlamda, tek işyerinin söz konusu olduğu durumlarda daima işyeri toplu işyeri sözleşmesi yapılabilecektir. Bu esas tek bir işyerinden ibaret işletme için de geçerli olduğundan, böyle bir durumda da işletme toplu iş sözleşmesi değil işyeri toplu iş sözleşmesi yapılması gerekecektir.

İşyeri toplu iş sözleşmeleri, bir yıldan az ve 3 yıldan uzun süreli olamaz. Ancak, faaliyetleri bir yıldan az süren işlerde uygulanmak üzere toplu iş sözleşmelerinin süresi bir yıldan az olabilir. Şu kadar ki, işin bitmemesi durumunda, bu sözleşmeler bir yılın sonuna kadar uygulanır.

Toplu iş sözleşmesinin süresi, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamaz, süresinden önce sona erdirilemez ve/veya değiştirilemez.

Toplu iş sözleşmesi süresinin bitiminden önceki altmış gün içinde yeni sözleşme için yetki işlemlerine başlanabilir.

Ancak birde işyerinin kapsamına işin yapıldığı yer dışında araçlar ve eklentilerin dahil olduğu; aynı şekilde bağlı işyerlerinin özel durumu mevcuttur. Bu tip işyerlerine uygun en iyi örnek; Deniz iş kanunu alanındaki işletmelerdir.Bir işletmeye dahil gemiler işyerlerinde çalışma biçimi bir gemiden diğer bir gemiye nakil işleminin niteliği gereği olduğu için tüm işletmede uygulanacak tek bir sözleşme yapılması gerekmektedir.

Nitekim Yüksek Mahkeme Yargıtay bir kararında, işletme kapsamına giren bir işyerinde ayrı bir işyeri toplu iş sözleşmesi yapılmasını uygun bulmuş ve kararında “ sonradan oluşan fiili durumum Anayasal toplu iş sözleşmesi hakkına mani olamayacağı ileri sürülerek, kamu düzenine ilişkin olduğu kararda da kabul edilen 2822 sayılı kanunun 3/2. maddesi hakkında hukuk yaratılmakta ve işletme toplu iş sözleşmesine konu olabilecek ola bir işyerinde işletmeden bağımsız olarak işyeri toplu iş sözleşmesi yapılabileceği sonucuna…” ulaşmaktadır.

B- İŞLETME TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

Bir işverenin aynı işkolunda faaliyette bulunan birden çok işyerini kapsayan, kapsamına alan toplu iş sözleşmesine işletme toplu iş sözleşmesi denir.

Öncelikle bu tür sözleşme tipi doktrinde sendikallaşmayı güçleştireceği ve sendika özgürlüğüne ters düşeceği için yoğun biçimde eleştirilmiştir. Bu tip sözleşmeler, ilk olarak 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu ile düzenlenerek hukukumuza girmiştir.

Giriş kısmında, iş hukukun esnek, sosyal, politik ve ekonomik gerek ve gelişmelere açık olduğunu belirtmiştik. Bu tip gelişmeye belki en güzel örnek işte bu işletme toplu iş sözleşmelerini örnek verebiliriz.

Özellikle çağımızda bankacılık sektörünün çok geniş bir biçimde geliştiği ve ilgi odağı haline geldiği herkes tarafından bilinmektedir. Bu tip toplu iş sözleşmeleri türüne en çok bankacılık sektöründe rastlanmaktadır. Banka işletmeleri yurdun her tarafında işyerleri ( şubeleri ) bulunan ve personelinin şubeler arasında atamayla çalışmaları mutat olan yerlerde tekdüze çalışma şartları belirlenmek sureti ile çalışmalarını sürdürmektedirler. Kanun koyucu da değişen ekonomik, sosyal ve politik gelişmeleri takip ederek toplu iş sözleşmeleri türü olarak işletme toplu iş sözleşmesini hukukumuza sokmuştur.

Yapmış olduğumuz tanımlamadan sonra işletme toplu iş sözleşmesinden söz edebilmek için kanun koyucu bir takım unsurları aramıştır. Bu unsurlara gelince; ilk olarak karşımıza Sendikalar Kanunu anlamında bir işverenin bulunması ve bu işverenin aynı işkolunda faaliyette bulunan birden çok işyerine sahip olması gerekmektedir.

Dikkat edileceği üzere kanun burada genel anlamıyla değil; Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu çerçevesinde bir işverenin bulunmasını aramaktadır. Bu işveren, gerçek, tüzel kişi veya bir kamu kurum ve kuruluşu da olabilir. O halde işletme toplu iş sözleşmesi için aranan tek şart, işletmenin aynı işkolunda birden çok işyerine sahip olmasıdır.

Önceki kanuni düzenleme gerçek kişilerin işletme toplu iş sözleşmesi yapabilmelerini engelliyordu. Ancak şu anda yürürlükte olan kanun, yerinde olmayan gerçek-tüzel kişi ayrımını kaldırmış, ister gerçek ister tüzel kişi isterse tüzel kişiliğe sahip bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarının aynı işkolunda birden fazla işyerlerinin bulunması halinde bu türden sözleşme yapmalarını zorunlu tutmuştur.

2822 sayılı kanun, kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı olup tüzel kişiliğe sahip bulunan müessese ve işyerlerinin de bağlı bulundukları kurum kuruluşlara ait işletmelerden ayrı düşünülemeyeceğini; bu durumdaki kamu kurum ve kuruluşlarının tüzel kişiliğe sahip müessese ve işyerlerini de içeren bir işletme toplu iş sözleşmesi yapabileceklerini de ayrıca düzenlemiştir. Bu kurum ve kuruluşlara en güzel örnek olarak Yüksek Öğretim Kurumları Kanununa göre tüzel kişiliği bulunmayan Fakülteleri gösterebiliriz.

Kanundaki ifade, aksi yorumlara açık kapı bıraktığı söylense de; kamu kurum ve kuruluşlarının aynı işkolundaki müessese ve işyerlerinin bir işletme toplu iş sözleşmesi kapsamına alınacağını kabul etmek gerekir. Yoksa farklı işkollarında faaliyet gösteren yerleri tek bir iş sözleşmesine konu yapmak kanunun amaçladığı bir durumdur.

Diğer bir anlatımla, buradaki müessese ve işyerlerinin aynı işkolunda faaliyette bulunmaları gerekmektedir. Sözü edilen hükümden kamu kurum ve kuruluşuna bağlı müessese ve işyerlerinin değişik işkollarında faaliyet göstermeleri halinde de, tek bir işletme sözleşmesi yapılacağı hükmü çıkarılamaz; genel kural, yani aynı işkolunda kurulu birden çok işyeri için tek bir işletme sözleşmesi yapılabileceği esası, kamu kurum ve kuruluşları için de geçerlidir.

Ancak, ayrı tüzel kişiliğe sahip bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı yerlerin tek bir sözleşme yapabilmeleri esası özel hukuk tüzel kişilerine uygulanamaz.Nitekim Yargıtay’ında kararında isabetli olarak belirttiği gibi “ ayrı tüzel kişiliğe sahip müessese ve işyerlerinin 2822 sayılı kanun anlamında işletme kapsam ve kavramı içinde kabul edileceği hususu sadece kamu kurum ve kuruluşları için geçerli olup bu kuralın özel hukuk tüzel kişileri için de uygulanması kıyas yolu ile dahi olsa kabul edilemez ”yönündedir.

Yargıtay’ında yerleşmiş içtihatları neticesinde bu tip aynı işverene bağlı bulunsa da çeşitli başka işkollarından kurulu özel tüzel kişiler için bu türden toplu iş sözleşmesi yapılması mümkün değildir.

Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 3/II.maddesi mutlak emredici nitelikte olup, işletmeye dahil işyerlerini birbirinden ayrı düşünmek kabil değildir.Yargıtay’ın kararında da “ bir işverene ait işkolundaki birden çok işyeri için ancak bir tek işletme toplu iş sözleşmesi yapılabilir; işyerlerinin bölünerek her birinde ayrı sözleşme yapılması söz konusu olamaz”yönündedir.

Uyuşmazlıkların çözümü ve yargılama safhasına geçtiğimizde ise; aynı işkolunda kurulu olup aynı işverene ait bulunan işyerlerinin 2822 sayılı kanun anlamında işletme oluşturup oluşturmadığı konusuna inhisar edecek uyuşmazlıklar işletme merkezinin bulunduğu yerdeki iş davalarına bakmakla görevli mahkemede çözümlenmek gerekecektir.Kanunda, uyuşmazlığın onbeş gün içinde karara bağlanacağı, kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay’ca onbeş gün içinde kesin karar verileceği de tasrih edilmiştir.

C- GRUP TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

Aynı işkolunda birden fazla işverene ait işyerlerini kapsayacak toplu iş sözleşmesi akdedilebilecektir ki, bu tip sözleşmelere grup toplu iş sözleşmesi denilmektedir.

Doktrinde ve uygulamada grup toplu iş sözleşmeleri ya da kısaca grup sözleşmesi diye adlandırıldığında daha önce değindiğimiz işyerleri toplu iş sözleşmesi aynı işkolunda faaliyette bulunan birden fazla işverene ait işyerlerini kapsayan sözleşmedir. Böyle bir sözleşme ancak işçi sendikası arzu ettiği takdirde ve ancak işveren sendikası ile yapılabilir. Bu şekilde birden çok işyerini bir toplu iş sözleşmesinin kapsamı içine almak kuşkusuz zorunlu olmayıp, tarafların istemlerine bağlıdır.

Birden çok işveren ait olup aynı işkolunda faaliyet gösteren işyerlerinin her birinde yetkili olan işçi sendikası ile bu işyerlerinin işverenlerinin üyesi bulunduğu işveren sendikası isterlerse grup toplu iş sözleşmesi yapabilirler. İşveren sendikasının üyesi işverenlerin tek işyerleri olabileceği gibi, bunların bir kısmının o işkolunda kurulu bir işletme sözleşmesine tabi işyerleri de bulunabilir. Hatta işveren sendikasının grup sözleşmesinin kapsamına girecek üyelerinin tümü işletme sözleşmesi yapmaları gereken işyerlerine sahip olmaları mümkündür.

Demek oluyor ki, grup toplu iş sözleşmelerinde gruba dahil işverenlerin işyeri ya da işletmelerinde yetkili olan bir işçi sendikasıyla, gruba dahil işverenlerin üyesi bulunduğu işveren sendikası sözleşmeye taraf olabilirler. Aynı işkolunda faaliyette birden çok işyeri ya da işletmenin her birinde yetkili olan işçi sendikası bu işyeri ve işletmelerin işverenleriyle, daha doğrusu bunların oluşturduğu grupla toplu görüşme yapmış olsa ve sonuçta anlaşmaya varılmış olsa bile sözleşme, bir grup toplu iş sözleşmesi olarak kabul edilmez; gruba dahil işveren sayısı kadar işyeri toplu iş sözleşmesi yapılmış olur.

Kanunen zorunlu tutulmadığı için grup sözleşmesi yapılması gibi, gruba dahil edilecek işyerlerinin sayısı tamamen isteğe bağlıdır.İşçi sendikası isterse yetkili olduğu her işyeri için işveren sendikasına ayrı ayrı çağrıda bulunabilir.Bu takdirde artık grup toplu iş sözleşmesi değil, münferit işyeri ya da işletme toplu iş sözleşmesi söz konusu olacaktır.Fakat yetkili işçi sendikası, söylenen özelliklere sahip işveren sendikasına bu işyeri ve işletmelerin tümü için çağrıda bulunursa bir grup toplu iş sözleşmesi karşısında bulunulacaktır.

IV- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bilindiği üzere hukukta sözleşme kavramı ve türleri; o ülkenin sosyal, kültürel, ticari ve politik gerekleri sonucu ortaya çıkmıştır. Zamanla meydana gelen bu değişimler sonucunda sözleşme sayıları ve türleri de artmış bulunmaktadır. Önemli olan, kanun koyucu tarafından, artan bu sözleşme talep ve türlerinin, ülkenin hukuki sistemine nasıl ve hangi kısmında yer almasının sağlanacağıdır. Çünkü böylelikle kişiler arasında çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözümünde büyük kolaylık sağlanabilir. Burada en büyük dikkati ve özeni göstermesini gereken kişi kanun koyucudur. Şöyle ki; eğer kanun koyucu özellikle Toplu İş Hukuku açısından taraflar arasında bir farka yol açacak veya birinin diğerinden üstün haklara sahip olmasını sağlarsa bu durumdan ülkenin gerek ekonomisinin ve gerekse sosyal hayatının etkileneceği şüphesizdir. Kanun koyucu burada çok dikkat etmek zorundadır.

Giriş kısmında da belirtmiş olduğumuz üzere İş Hukuku esnek yapıda ve gelişmelere çok açık bir Hukuk dalıdır. Toplu İş Sözleşmeleri de İş Hukukun alanına girdiğinden ve bu bağlamda; Toplu İş Sözleşmeleri ve türlerinin ortaya çıkmasının, ülkelerdeki sosyal, ekonomik ve politik gereksimler ve gelişimler sonucu ortaya çıktığını görmekteyiz. Tabi bu gereksimler ve gelişimler sonucunda her ülke kendi hukuk sistemi, Anayasasını dikkate alarak bu gereksim ve gelişmeler ışığında toplu iş sözleşmelerini kendi hukuk sistemlerine almışlardır.

Tekrar vurgulamak gerekirse kanun koyucuya burada çok büyük ve önemli bir görev düşmekte ve kanun koyucu da bu görevini çok titiz ve dikkatli bir şekilde yerine getirmelidir.

Yazar: Özbay DEMİREL

Konuk Yazar

Ayrıca bknz.

Yargı ve Toplam Kalite Yönetimi

Burak BAKİ, Konuk Yazar. Toplam Kalite yönetimi; bir organizasyonun, hedef kitlesinin ihtiyaçları doğrultusunda faaliyetlerini ve …