Anasayfa / Kaynak / İşyerinde Hekim Bulundurma Yükümlülüğü

İşyerinde Hekim Bulundurma Yükümlülüğü

Giriş

Türkiye’de devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran bütün iş sahiplerinin, en az bir işyeri hekimi çalıştırması zorunludur. (Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 180, Sosyal Sigortalar Kanunu Madde 114, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde 91)Büyük işyerlerinde veya kaza ihtimali çok olan işlerde tabip sürekli olmalıdır.
Hastanesi olmayan yerlerde işyerinde bir hasta odası ve ilk yardım araçları olmalıdır.Yüzden beşyüze kadar daimi işçisi olan işyerleri bir revir,Beşyüzden yukarı işçisi olanlar yüz kişiye bir yatak olmak üzere hastane açmaya mecburdur (Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 180).
İşyeri hekimi, işyeri sağlık biriminde işçilerin sağlık durumlarını denetler, ilkyardım, acil tedavi ve diğer koruyucu sağlık hizmetlerini düzenler (Madde 2).50 den az işçi çalıştıran işyerlerinin bir araya gelerek kurdukları birime “işyeri ortak sağlık birimi” denir (Madde 3).

İşyeri hekimlerinin görevleri
• İşçilerin işe giriş muayenelerini,
• Aralıklı kontrol muayenelerini yapmak.
• Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlarla, gebe ve emzikli kadınlarla, 18 yaşından aşağı gençlerle, iki yaşından küçük çocuk sahibi annelerle, malul ve arızalılarla, alkoliklerle, birden fazla iş kazası geçirmi�� işçilerle ilgilenmek.
• Gerekli hallerde radyolojik muayeneleri yaptırmak.
• Kazalar için ilk yardım organizasyonu ve acil tedavinin yapılmasını sağlamak.
• Koruyucu aşıları yapmak.
• Kadın işçilerin çalıştırıldığı işyerlerinde oluşturulan Kreş ve Çocuk Bakım Yerlerinde barındırılan çocukların sağlık kontrollerini yapmak, bu yerlerin sağlık şartlarına uygun çalıştırılmasını denetlemek.
• İşyeri hijyeni ve güvenliğini incelemek.
• Kullanılan, üretilen maddeleri incelemek.
• Çalışma ortamını gerekirse ölçerek değerlendirmek (ısı, gürültü, aydınlatma, havalandırma, iyonizan ve iyonizan olmayan ışınlar, zehirli gazlar ve buharlar, çözücüler ve tozlar).
• İşyerinin genel hijyen şartlarını izlemek ( genel temizlik, içme suyu, yemekhane, yıkama yerleri, lavabo, duş, tuvalet, soyunma odaları …).
• Mesleki bir hastalığın veya işle ilgili bir hastalığın tespitinden sonra, koruyucu tedbirleri almak.
• İşyeri İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları toplantılarına katılmak
• İş ve işçi uyumunu sağlamak: İşçilerin fiziki ve ruhi yetenekleri ile işyerindeki şartların ve teknolojinin incelenmesi, aşırı yorgunluk durumunda, iş kazası veya mesleki hastalıklarda, maluliyet ve arıza hallerinde rehabilitasyonun sağlanması
• İşçilere kişisel hijyen, beslenme, kişisel koruyucuların kullanılışı ve genel hijyen konularında eğitim vermek.
• İşçilerin boş zamanlarını spor gibi olumlu uğraşlarla değerlendirmesini sağlamak.
• Her işçi için bir sağlık dosyası düzenlemek.
• Hasta bakımı yürütülüyorsa kayıt düzenlemek.
• Çalışma Bakanlığı’na gönderilmek üzere yıllık çalışma raporlarını hazırlamak.
• İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konularında araştırma-inceleme yapan uzmanlaşmış kuruluşlar ve üniversitelerle işbirliği yapmak.
• İş kazaları ve meslek hastalıklarını bildirmek.

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KURULLARI
İşçi sağlığı ve iş güvenliği kurulları en az 50 işçi çalıştıran her işyerinde kurulmak zorundadır, konu ile ilgili kararlar bu kurulda alınır. İşveren veya işveren vekili,İşyeri güvenlik şefi,İşyeri hekimi,Sosyal işler danışmanı,Varsa sivil savunma uzmanı,Ustabaşı veya usta ve Seçilen bir işçiden oluşur.

ÜLKEMİZDEKİ İŞYERLERİNDE HEKİM BULUNDURMA ZORUNLULUĞU GETİREN DÜZENLEMELER
Ülkemiz işyerlerinde sağlık hizmetlerinin uygulanmasını öngören hekim çalıştırılmasına ilişkin diğer yasal düzenleme, 1930 tarihinde çıkarılan 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’dur. Adı geçen bu yasanın 180. maddesine göre, “devamlı en az 50 işçi çalıştıran işverenler, asgari bir tabibin murakabesini temine mecburdur. Bugün işyerlerinde hekim çalıştırılması ile ilgili hüküm getiren diğer bir önemli yasa olan 1964 tarihli 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 114. maddesidir. Bu maddeye göre; hastalık sigortası ile ilgili hükümlerin uygulandığı yerlerde çalışan ve hastalanan sigortalıların tedavileri, Hıfzısıhha Kanunun 180. maddesi gereğince işyerinde bulundurulması gereken hekim tarafından yapılmayacak, sigortanın kendi hekimlerince tedavi edilecektir. Ancak, Hıfzısıhha Kanununun 18O.maddesi gereğince işyerinde bulundurulacak hekim, sigorta ile anlaşarak, işyerinde hastalanan sigortalı işçilerin sıhhi durumlarının denetlenmesini, muayenesini, tedavisini, ilk yardım hizmetlerini de yaparsa SSK buna ait ücretler ve harcanan ilk yardım malzemesi bedellerini ödemeyi kabul etmektedir (SSK md.114).
Eski 1475 sayılı İş Kanunun 74. maddesine dayanılarak çıkarılmış 1974 tarihli İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 91. maddesinde ve yeni 4857 sayılı İş Kanununun 81. maddesinde de bu konuda bir hüküm getirilmiştir. Şöyleki; sürekli olarak en az elli işçi çalıştıran işyerlerinde Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan işçilerin, sağlık durumlarının denetlenmesi, ilk yardım, acil tedavi ve diğer koruyucu sağlık hizmetlerini düzenlemek üzere işveren,, işyerindeki işçi sayısına ve işteki tehlikenin büyüklüğüne göre, bir ya da daha fazla hekim sağlamak zorundadır. Bu hekimlerin çalışma şartları ile görevlerini nasıl yürüteceklerini ayrıntılı şekilde gösteren 1980 tarihli İşyeri Hekimlerinin Çalışma Şartları İle Görev Ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik 16.12.2003 tarihine kadar yürürlükte idi. Şimdi ise 16.12.2003 tarih ve 25318 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “İşyeri Sağlık Birimleri Ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik” ile İşyeri Hekimlerinin görevleri ile çalışma usul ve esasları yeniden düzenlenmiştir.
Bugün dahi halen Hıfzısıhha Kanununun 180. maddesi yürürlükte olmasına rağmen, işverenler tarafından Sosyal Sigortalar Kanunun 114. maddesi gerekçe gösterilerek birçok işyerinde İş Hekimi bulundurulmamak-tadır. Yeni getirilen bu 16.12.2003 tarihli yönetmelikle bu kopuya açıklık getirilmiş olup, 4857 sayılı yeni İş Kanunun 81. maddesine uygun olarak Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan işçilerin -de yararlanabileceği, tüm işçilerin sağlık durumlarının denetlenmesi, ilk yardım, acil tedavi ve koruyucu sağlık hizmetlerini düzenlemek üzere İşyeri Hekimi bulundurma zorunluluğu öngörülmüştür.
Buna göre İş Hekiminin esas görevi, İşyeri Sağlık Birimleri Ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesinde belirtildiği gibi; tedavi edici sağlık hizmetleri değil, koruyucu sağlık hizmetleri vermektir. Yani İş Hekiminin esas görevi, işyerinde hastalığın ortaya çıkmamasına, işkazası olmamasına, işçinin meslek hastalığı veya işkazasına yakalanmamasına çalışmaktır. Ancak, hastalık veya kaza yine de ortaya çıkmışsa, o zaman derhal ilk müdahaleyi yapacaktır. Sosyal Sigortalar Kurumu Hekiminin görevi ise, hastalık veya kaza ortaya çıkmış ve devam ediyorsa tedavisini yüklenmektir. Zaten Hıfzısıhha Kanununun 268.269.270.271. 272.274 ve 275 maddeleri de toplum sağlığını koruyucu nitelikte olup, Sosyal Sigorta Kanunu ile getirilen önlemler ise tedavi edici niteliktedirler.
İşyeri Hekimi olarak görevlendirilecek olan hekimlerin Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca eğitimden geçirilerek ve sınavda başarılı olduktan sonra verilen İşyeri Hekimliği Sertifikasına sahip olmaları gerekir. İşyeri Hekiminin işyerindeki görev süresi sürekli olmayıp, iş kazası ve meslek-hastalığı derecesine göre işyerleri beş riskli bölgeye ayrılarak her riskli işyerinde ayda en az bir veya beş iş günü hizmet vereceklerdir. 4857 sayılı İş Kanunun 105. maddesine göre işyeri hekimi çalıştırma ve işyeri sağlık birimi oluşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren veya işveren vekiline 642 milyon 500 bin lira idari paracezasıverilebilecektir.
Ülkemizde işyerlerinin sağlık ve güvenlik bakımından denetiminde yalnızca Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sorumlu tutulmamış diğer bazı Bakanlık ve Kuruluşlarda sorumlu tutulmuşlardır.
1475 sayılı eski İş Kanunun 76. maddesi ve diğer maddelerine göre işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili konularda genel denetim yetkisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan-lığı’na aitti. Yeni İş Kanununun 78. maddesine göre bu yetki yine Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmiştir. Ancak, 1930 tarihli 1539 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun çeşitli maddeleri ile işyerlerinde ve diğer koruyucu sağlık hizmetleri ile ilgili denetim görevleri Sağlık Bakanlığına aittir. 1930 tarihli 1580 sayılı Belediyeler Ka-nunu’na göre ise, işyerleri yeni kurulduğu ve çalışmasını sürdürdüğü esnada motor ve elektrik tesisatının denetimi, pansiyon olan işyerlerinde yatakhane, mutfak ve lokantanın sağlık denetimi Belediyelere aittir. Ayrıca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 124. maddesiyle, Sosyal Sigortalar Kurumuna da işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği bakımından denetim yapma yetkisi tanınm ıştır.
Durum böyle olunca ülkemizde işyerlerinde sağlık ve güvenlik bakımından denetim yetkisi karmaşası yaşanmaktadır. Ancak yine de yasal düzenlemelere göre denetimler, hem ulusal düzeyde ve hem de işyeri düzeyinde olmak üzere Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının İş Güvenliği Müfettişleri tarafından yapılmaktadır.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ulusal düzeyde denetimden genel olarak Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sorumlu tutulmuş olan Bakanlık, kendi bünyesi içinde İşçi Sağlığı Daire Başkanlığı kurmuş, buna bağlı olarak İşçi Sağlığı – İş Güvenliği Merkezini oluşturmuştur. Bakanlık, İş Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı İş Güvenliği Müfettişlerini görevlendirerek, İş Kanunu ve bu kanun gereğince çıkarılmış yönetmeliklere uygun olarak sağlık ve güvenlik ile ilgili denetimlerini yapmaktadır.
İş Kanunu’nun 77. maddesine göre, her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almak, bu konudaki şartları sağlamak ve
araçları noksansız bulundurmak zorundadır. İşçiler de, işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlüdürler. İşverenler, makinelerin kullanılmasından doğacak tehlikelerden ve bu hususta önceden alınabilecek tedbirlerden işçileri münasip bir şekilde haberdar etmek zorundadırlar. İşverenler, işyerlerinde meydana gelecek kazaları en geç, kazadan sonraki iki iş günü içinde yazı ile ilgili Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar. Aksi halde İş Kanunun 105. maddesi gereğince ağır para cezasına çarptırılırlar.
Bugün işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlayacak geniş kapsamlı bir yasal düzenleme, 4857 sayılı yeni İş Kanunun 78. maddesi gereğince 9.12.2003 tarihinde Çalışma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından beraberce hazırlanıp Resmi Gazetede yayınlanan İş Sağlığı Ve Güvenliği.Yönetmeliğedir.

Adı geçen bu Yönetmelikte, işverenin genel yükümlükleri belirlenmiş, özellikle risklerin önlenmesi, değerlendirilmesi, risklerle mücadele edilmesi, işin kişilere uygun hale getirilmesi, teknik gelişmelere uyum sağlanması, toplu korunma önlemlerinin öncelikle alınması, işçilere bu konularda talimat verilmesi, koruyucu ve önleyici hizmetler, ilk yardım, yangınla mücadele ve kişilerin tahliyesi, ciddi ve yakın tehlike ile ilgili genel ilkeler belirlenmektedir.
Ayrıca, işyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili çalışmalara katılmak, çalışmaları izlemek, önlem alınmasını istemek, önerilerde bulunmak ve benzeri konularda işçileri temsil etmek üzere işyerinde çalışan işçiler tarafından seçilen bir veya daha fazla sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi bulundurulmak zorunluluğu getirilmiştir.
Bu yönetmeliğin uygulanmasını Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yürütecektir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde belirtilen şartlara uygun olarak ve yetkili makamlardan izin almak suretiyle kurulan ve işlemeye başlayan bir işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma metot ve şekillerinde makine ve cihazlarında işçilerin hayatı için tehlikeli olan bir husus tespit edilirse bu tehlike giderilinceye kadar Bölge Çalışma Müdürü başkanlığında, işyerlerini işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından teftişe yetkili iki müfettiş, bir işçi ve bir işveren temsilcilerinden oluşan beş kişilik bir komisyon kararıyla, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen durdurulabilmektedir.

4857 sayılı Yasanın 79. maddesine göre, işi durdurma veya kapatma kararına karşı işverenin İş Mahkemesinde altı iş günü içinde itiraz etme hakkı vardır. Mahkeme itirazı altı iş günü içinde karara bağlamak zorundadır ve verdiği karar kesindir.
Bir işyerinde çalışan işçilerin yaş, cinsiyet ve sağlık durumları böyle bir ortamda çalışmalarına engel oluyorsa bunların çalışmaları da engellenir.
Diğer taraftan, işyerinde makine, tesisat ve tertibat veya işin durdurulması veya işyerinin kapatılması sebebiyle işsiz kalan işçilere işveren, ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir azalma olmadan meslek veya durumlarına uygun başka bir iş vermeye mecburdur. Aksi halde Borçlar Kanunun 325. maddesi gereğince işveren iş vermede temerrüde (direnme) düşmüşse yani işçiye iş vermiyorsa işçi, işin durdurulması süresince veya işyerinin yeniden açılışına kadar geçen süre içinde ücretini işverenden çalışmış gibi isteyebilme hakkına sahiptir. Ancak iş vermede imkansızlık söz konusu ise ve işyerinde işin durdurulması veya kapatılması bir haftalık süreden fazla ise, bu durumda İş Kanunun 24/III. maddesi gereğince işçinin zorunlu nedenlerle hizmet akdini feshetme hakkı doğmaktadır.
Böylece işçinin, kıdem tazminatı ve bir haftalık yarım ücretini alması gerekir.
İşyeri düzeyinde denetim, İş Kanununun 80. maddesi gereğince işyerleri içinde kurulacak İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulu’na ait olacaktır. Buna göre; sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı her işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere birer İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulu kurulacaktır. İş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşumu, çalışma yöntemleri, ödev, yetki ve yükümlülükleri hazırlanan ve 7 Nisan 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik” ile belirlenmiş bulunmaktadır.
İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulları Hakkındaki Yönetmeliğin 2. ve 4. maddelerine göre; sanayiden sayılan ve devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran, altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işverence iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulması zorunludur. Kurul, işveren veya vekili, iş güvenliği ile görevli mühendis, işyeri hekimi, personel işleri ile ilgili kişi, işyeri sivil savunma uzmanı, işyeri ustabaşlarından biri, sendika temsilcisi ve işçi temsilcisinden oluşmaktadır. İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Kurulunun ödev ve yetkileri; İş sağlığı ve güvenliği konularında o iş yerinde çalışanları bilgilendirmek, Makine ve tezgahlarla gerekli koruyucuların yerleştirilmesini sağlamak, İşkazası ve meslek hastalığı ile ilgili önlemlerin alınmasını işverenden istemek, İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili eğitimler vermek, bu konuda yayınlar yapmak, İşçilerin zamanında sağlık kontrollerini yaptırmak, İşyerinde yangınla ilgili tedbirlerin alınmasını sağlamak, Sağlık ve güvenlikle ilgili yeni gelişmeleri takip etmek, İşyerinin sağlık ve güvenlikle ilgili yıllık raporunu hazırlamaktır. Bu yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yürütmektedir.

SONUÇ 
Diğer taraftan, geçici veya belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçilerin sağlık ve güvenlikleri bakımından işyerinde çalışan diğer işçilerle aynı düzeyde korunmalarını sağlamak amacıyla 4857 sayılı İş Kanunun 78. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 15 Mayıs 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlan “Geçici veya Belirli Süreli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik” ayrıca yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Böylece İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yasal düzenlemeler oldukça geliştirilmiş olup, ancak uygulamalar da beklenilen sonuçların alınmasında halen şüpheler vardır.

Yazar: Özbay DEMİREL

Konuk Yazar

Ayrıca bknz.

Adalet

Hukuk, adalet, yargı, yanlış ve doğru kavramlarının yaşama geçtikleri alanları vardır. Başta yapmış olduğum sıralamada …