Davanın İhbarı ve Davaya Müdahale

Av. Aydoğan TAN —  29 Temmuz 2012 — Yorum yapılmamış

Davanın İhbarı

Davanın İhbarı ve Davaya Müdahale, HMK’nın Genel Hükümler bölümünde Üçüncü Ayrımda 61-70. maddeler arasında düzenlenmiştir.

İhbar ve şartları
Madde 61- (1) Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.
(2) Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir.

Davanın ihbarı ile amaçlanan, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde üçüncü bir kişiye rücu edebileceğini yahut üçüncü kişinin kendisine rücu edebileceğini düşünüyorsa, bu kişinin de davaya dahil edilmesidir. Dava sonunda verilecek karar kendisini etkileyebilecek üçüncü kişilerin davaya dahil edilmesi halinde, dava sırasında haklarını korumaları da mümkün olabilecektir.

Davanın ihbarı, tahkikatın sonuçlanmasına kadar yapılabilir. Maddenin ikinci fıkrasında, eski yasadaki hükme paralel olarak, dava kendisine ihbar edilen kimselerin de bir başkasına ihbarda bulunmasının mümkün olduğu yeniden düzenlenmiştir.

Burada özellik arz eden bir husus olarak, maddenin ilk fıkrasında davanın ihbarının tahkikat sonuçlanıncaya kadar yapılabilmesine olanak tanınmaktaysa da, 69/2 maddesi hükmü uyarınca dava kendisine ihbar olunan kimsenin, davanın kendisine geç ihbar edildiği, ihbar edenin iddia ve savunma imkanlarını kullanmasını engellediğini ileri sürebilir. Bu nedenle davayı ihbar edecek olan tarafın bunu yargılamanın ilerlemesini beklemeden yapması lehinde olacaktır.

İhbarın şekli
Madde 62- (1) İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir.
(2) Davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamaz ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre verilemez.

İhbar mutlaka yazılı bir dilekçeyle ve gerekçeli olarak yapılacak ve yargılamada bulunulan aşamanın da belirtilmesi gerekecektir. Yasa koyucu, ihbarın şeklini düzenleyen 62/2 madde hükmü ile davanın ihbar edilmesinin yargılamayı uzatmasının önüne geçmek istemiştir. Zira yalnızca ihbar sebebiyle yargılama ertelenmeyecek ve ihbarın tevali edilmesi dışındaki durumlarda süre verilmeyecektir.

İhbarda bulunulan kişinin durumu
Madde 63- 
(1) Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir.

HUMK döneminde yer alan düzenlemenin aksine dava kendisine ihbar olunan, ihbar eden tarafın yerine geçmeyecek, ancak bu kişi yanında yargılamaya katılabilecektir.

İhbarın etkisi
Madde 64- (1) İhbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.

İhbarın etkisini düzenleyen 64. madde hükmü, 69. maddenin 2. fıkrasına atıf yapmaktadır. Bunun anlamı, yukarıda da değinildiği üzere, ihbarın davanın geç yapılmasının, ihbar olunanın bazı iddia ve savunma imkanlarını kaybetmesi ve bunu ihbar edene karşı ileri sürmesine sebep olabilmesidir.

Asli müdahale
Madde 65- (1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.
(2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.

HUMK döneminde usul kanununda yer almayan fakat uygulamada ve öğretide kabul edilen asli müdahale, yagılama konusunda verilecek şey üzerinde hak iddia eden üçüncü kişinin, yargılamanın görüldüğü mahkemede dava açabilmesidir. Üçüncü kişinin açacağı dava, önceki davanın taraflarına karşı ve o davanın görüldüğü mahkemede açılacaktır. Görev ve yetki kuralları, asli müdahale durumunda uygulanmayacaktır. Maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre de asli müdahilin açtığı dava, asıl dava ile birlikte görülerek karara bağlanacaktır.

Ancak elbette ki üçüncü kişinin asli müdahale yoluyla dava açması zorunlu değildir. Üçüncü kişinin, dilerse ayrı bir dava da açabilmesine herhangi bir yasal engel yoktur.

Madde gerekçesinde asli ve fer’i müdahale arasındaki bir farka değinerek, asli müdahalenin çekişmsiz yargıda da söz konusu olabileceğini fakat fer’i müdahalenin yalnızca çekişmeli yargı işlerinde mümkün olacağını ifade etmiştir. Fakat çekişmesiz yargıda yapılan asli müdahale talebi sonrası artık çekişmesiz yargı da, çekişmeli yargıya dönüşecektir.

Fer’i müdahale
Madde 66- (1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.

Asli müdahilin aksine fer’i müdahil, davada yanında yer aldığı tarafın ‘yardımcısı’dır. Zira fer’i müdahil, madde metninde de belirtildiği gibi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafın yanında ve ona yarımcı olmak amacıyla bulunmaktadır.

Fer’î müdahale talebi ve incelenmesi
Madde 67- (1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur.
(2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.

Fer’i müdahale, asli müdahalenin aksine kabule bağlı bir işlemdir. Bu kabul, mahkeme tarafından yapılacaktır. Fer’i müdahale talebinde bulunmak isteyen üçüncü kişi, bunu, yanında olmak istediği tarafı ve müdahale sebebiyle gerekçelerini yazdığı bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. Dilekçenin taraflara tebliğinden sonra mahkeme, gerek gördüğü takdirde tarafları ve fer’i müdahale talebinde bulunan üçüncü kişiyi davet ederek dinler ve müdahale talebi hakkında karar verir. Tarafların ve/veya müdahale talep eden üçüncü kişinen tebligata rağmen gelmemesi, hakimin karar vermesine engel olmaz.

Fer’i müdahilin durumu
Madde 68- (1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir.
(2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder.

Fer’i müdahale talebi kabul edilen üçüncü kişi, kabulden itibaren davayı takip ederek yanında katıldığı tarafın yarırına olan tüm iddia ve savunma araçlarını kullanabilir ve işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan usul işlemlerini yerine getirebilir. Müdahale talebini kabul eden mahkeme, taraflara bildirilen tüm işlemleri artık müdahile de tebliğ eder. Ancak hüküm, taraflar adına verilecektir.

Fer’i müdahalenin etkisi
Madde 69- (1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir.
(2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.

Feri müdahil, her ne kadar davada bir taraf yanında yer alsa ve yargılamaya ilişkin tüm işlemler kendisine tebliğ edilmiş olsa da, hüküm, ancak taraflar hakkında verilir. Dolayısıyla davada taraf sıfatı bulunmayan fer’i müdahilin temyiz hakkı da yoktur. Maddenin ikinci fıkrasında, fer’i müdahil ile taraflar arasında görülecek rücu davasında, asıl dava hakkında verilmiş hükmün yanlış olduğu iddiasının dinlenmeyeceği ifade edilmektedir. Esasen, verilmiş olan bir hükmün, bir başka yargılama içinde tartışılmaması önemli bir usul kuralıdır. Ancak rücu davasında fer’i müdahil, elbette ki davanın kendisine geç ihbar edilmesi sebebiyle haklarını kullanamadığını ileri sürebilecektir.

Cumhuriyet savcısının davada yer alması
Madde 70- (1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça öngörülen hâllerde, hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer alır.
(2) Cumhuriyet savcısı, resmî dairenin bildirimine rağmen dava açmaz ise ihbar eden resmî daire, Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza merkezine en yakın kıdemli asliye hukuk mahkemesi hâkimine itiraz edebilir. Bu hususta 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 172 ve 173 üncü maddeleri kıyasen uygulanır.
(3) Cumhuriyet savcısının yer aldığı dava ve işler üzerinde taraflar serbestçe tasarruf edemezler.

70. madde, Cumhuriyet savcılarının hukuk mahkemelerindeki görevlerini düzenlemektedir. Buna göre savcı, kanunlarda düzenlenen durumlarda hukuk davası açabileceği gibi, açılmış bir davada da taraf olarak yer alır. Bu hallere örnek olarak, derneğin faaliyetinin durdurulması, feshi ve faaliyetten alıkonulması davaları (MK m. 60, 89, 90); vakfın sona ermesi (MK m.116); evlenmenin butlanına ilişkin davalar (MK m. 138, 146); soybağına ilişki davalar (MK m. 294, 298, 301); evlat edinme (MK m. 318); isim ve yaş tashihi davaları ile Sendikalar Kanunu ve Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda düzenlenen durumlar gösterilebilir.

Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN

Posts

Hukuk Sokağı kurucusu ve editörü. Amatör meraklı, blog yazarı. Avukat. Daha çok hukuk ve teknolojinin kesiştiği konularda yazıyor ve Hukuk Sokağı'nı daha popüler bir blog haline getirmek için çalışıyor.