Anasayfa / İçtihatlar / TARAFLARIN DURUŞMA ÇAĞIRILMADAN KARAR VERİLMEMESİ GEREKLİLİĞİ – HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI

TARAFLARIN DURUŞMA ÇAĞIRILMADAN KARAR VERİLMEMESİ GEREKLİLİĞİ – HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI

Özet: Savunma hakkını güvence altına alan Anayasanın 36. maddesi ile HMK’nın 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece taraflar dinlenmek, iddia ve savunmalarını sunmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmadığından; mahkemece, davalıya duruşma gününü bildirir tebligat yapılmadan yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

T.C.
Yargıtay
18. Hukuk Dairesi
E: 2015/14610 K: 2016/10876 K.T.: 03.10.2016
Davacı G.G. ile davalı H. Tercümanlık Ltd. Şti. arasındaki davada Kayseri Tüketici Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 29.04.2014 günlü  ve 2013/2004 – 2013/1676 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.05.2015 gün ve Hukuk-2015/116369 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y   K A R A R I
Davacı, dava dilekçesinde, davalı ile aralarında yabancı dil eğitimi almak için anlaşma yaptıklarını, davacının işyeri değişikliği nedeniyle kursa devam edemediğini ileri sürerek, davalıya ödediği bedelin iadesini istemiş; mahkemece, davacının davalı şirketten 09.03.2013 tarihinde sözlemeden cayma talebinde bulunduğu, davalı şirket yetkilisinin sunduğu cevap dilekçesindeki “davacının yazılı değil sözlü olarak şirketimize başvurdu” şeklindeki zımni ikrarı da dikkate alındığında bu hususun cayma hakkını kullanmak amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
Bilindiği üzere HMK’nın hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da kapsar.
Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak, taraflar duruşma çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınması ilkesinin doğal bir sonucu ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasasının 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece taraflar dinlenmek, iddia ve savunmalarını sunmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmadığından; mahkemece, davalıya duruşma gününü bildirir tebligat yapılmadan yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK’un 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine 03.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Hukuk Sokağı kurucusu, editörü. Hukuk Sokağı bekçisi, avukat.