A free template from Joomlashack

A free template from Joomlashack






Şifremi unuttum!
Üyemiz değil misiniz? Üye Ol
Anasayfa arrow Ders Notu & Pratikler arrow DERS NOTLARI arrow Devletler Özel Hukuku Ders Notları
Devletler Özel Hukuku Ders Notları
Değerlendirme Puanı:: / 10
1 Puan5 Puan 
Pazartesi, 10 Aralık 2007

Selçuk Hukuk Devletler Özel Hukuku 2006/07 Ders Notlarıdır.
DERS HOCASI     : Yrd. Doç. Dr. Musa AYGÜL
DERS KİTAPLARI : 1) Ergin Nomer - Devletler Hususi Hukuku
                              2) Aysel Çelikel - Milletlerarası Özel Hukuk
                              3) Gülören Tekinalp - Milletlerarası Özel Hukuk Bağlama Kuralları


            İki Türk vatandaşı Konya’da evlenmek isterse, bu kimselere Türk Medeni Kanunu uygulanır. Veya iki Türk vatandaşı satım sözleşmesi yaparsa, yine bunlara, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. Yani bu durumlarda, Türkiye’de pozitif geçerliliği olan kurallar uygulanır. Ancak bir Alman kadın ile bir Türk erkek, İtalya’da tanışıp, kilisede evlenseler, bu evlilik geçerli olacak mıdır? Geçerli olacaksa, bu, hangi ülke hukukuna göre olacaktır?
            İki Alman vatandaşı 10 yıldır ikamet ettikleri Alanya’da boşanmak için Alanya Aile Mahkemesi’ne başvuruyorlar. Burada başvurulan mahkemenin yetkisi var mıdır? Var ise, Türk hukukuna göre bu evlilik geçerli midir? İtalya, Almanya ve Türkiye’de evlilik malları bulunsa, bu mallar hangi ülke hukukuna göre paylaştırılacaktır? Hangi mal rejimi uygulanacaktır? Varsa çocuğun velayeti hangi hukuka göre ve kime verilecektir? Yine nafaka da hangi ülke hukukuna göre ve nasıl belirlenecektir?
            İki karısı olan bir İran vatandaşı, ikinci eşiyle Türkiye’ye geldi. Adamın ilk karısı da daha sonra gelerek, adama Türkiye’de nafaka davası açtı. Bu durum nasıl çözülecektir? “Türkiye’de tek kişiyle evlilik geçerlidir” denilerek talep geri mi çevrilecektir yoksa İran hukuku mu uygulanacaktır?
            Kayserili tacir, İtalya’ya mal yollamıştır. İtalyan tacir de malların bozuk olduğu gerekçesiyle, satış bedelini ödememiştir. Bu durumda nerede ve hangi hukuka göre dava açılır? Hangi ülkenin Borçlar Kanunu uygulanır?
            Adam öldü ve birçok ülke bankasında parası, birçok ülkede gayrimenkulü vardır. Bu durumda miras nasıl bölüşülür?
            İşte, kanunlar ihtilafı, bu tür sorulara cevap veren bir hukuk dalıdır. Bu ihtilafların hepsinin ortak bir özelliği vardır: Tüm bu hallerde ihtilaf, sadece bir ülkeyi ilgilendirmemektedir. Zaten tek bir ülkeyi ilgilendiren sorunlar, kanunlar ihtilafının ilgi alanı dışında kalır. Yukarıda verilen örneklerin tümünde ihtilaf, ülke sınırını aşarak, başka bir ülkeyle bağlantılı hale gelmektedir. Kanunlar ihtilafının oluş sebebi, iki ayrı hukuk sisteminin mevcut olmasıdır. İki ayrı hukuk sistemi olduğu sürece de, kanunlar ihtilafı var olacaktır.
            Aslında bu durumlarda sorun, uluslararası toplum tarafından çözümlenmelidir. Ancak bugün için tüm devletlerin tâbi olduğu bir kanun koyucu, bir üst otorite olmadığı için, her ülke, bu sorunları kendisi çözmeye çalışmaktadır. Bunun istisnası ise, taraf olunan uluslararası sözleşmelerdir.
            İhtilafı, hukuki ilişkiyi, birden fazla ülkeyle irtibatlandıran unsura yabancılık unsuru diyoruz. Bu hukuki olayın, irtibatlı ülkelerden hangisine tâbi olacağını belirleyen unsura da kanunlar ihtilafı denmektedir.
           İrtibat, kişi bakımından ya da yer bakımından olabilir. Yer bakımından irtibatlanmada olay, yabancı bir ülkede olmuştur. Mesela bir haksız fiil olarak trafik kazası ilgili kişinin tâbi olduğu ülkeden başka bir ülkede meydana gelmiştir. Olayların tamamına yakınında yer bakımından irtibatlanma görülür. Bir de son dönemlerde hukuki ilişkinin niteliği bakımından da yabancı bir ülkeyle irtibatlanma olduğu söylenmektedir. Buna, M. AYGÜL de katılmaktadır. Burada, diğer iki unsur yoktur. Olay şeklen ülke içiyle irtibatlı görünmektedir. Ama öyle bir gelişme olmaktadır ki, olay uluslararası irtibatlı hale gelmektedir. Buna genellikle ticari ilişkilerde rastlanır. Mesela, Türk Telekom’un özelleştirilmesinde buna rastlamak mümkündür. Türk Telekom bir Türk şirketidir. Telekom’u satın alan şirket de Türk şirketidir (Yabancılar Türkiye’de yatırım yaparken, daha avantajlı olduğundan, öncelikle Türkiye’de bir şirket kurmaktadırlar). Ama yabancı bir ülkeden para transferi olmuştur. Bu durumda da yabancılık unsuru ortaya çıkmaktadır. Yabancılık unsuru varsa kanunlar ihtilafı uygulanır. Ancak yabancılık unsuru yoksa, taraflar, uygulanacak hukuku seçemezler. Yabancılık unsurunun bulunduğu hallerde ise taraflar uygulanacak hukuku seçebilirler.
            Devletler Özel Hukuku, Milletlerarası Özel Hukuk terimlerindeki ‘devletler, milletlerarası’ ibareleri, uluslararası meselelerin, yabancılık unsuru taşıyan problemlerin çözümlendiğini belirtir. ‘özel’ ile kastedilen ise, bireyler arası durumların inceleme konusu yapıldığıdır. Devletler genel ise, devletler arasındaki ilişkileri inceler ve bir kamu hukuk ilişkisi oluşturur. Devletler Özel Hukukunun inceleme konusu bireyler arasındaki özel hukuk ilişkileridir. Yani, belirleyici olan kriter, hukuki ilişkinin niteliğidir
.
            Tüm dünyada geçerli olan ortak milletlerarası özel hukuk kuralları yoktur. Her ülke farklı kanunlar yapar. Türkiye, 1982’ye dek, Osmanlı’dan kalan kanunları uygulamaktaydı. Bu tarihte ise MÖHUK’u çıkarmıştır. milletlerarası Özel Hukuk, fonksiyonel anlamda, milletlerarası hukuka ait olmasına rağmen, pozitif anlamda, yani hukukun kaynağına bakılacak olursa, millidir. Ancak bazen de ülkeler arasındaki kurallar benzerlikler gösterir. Öyle kurallar vardır ki, tüm dünyada aynıdır.
            Kanunlar ihtilafı kuralları, bir ihtilafı doğrudan sona erdiren kurallar değildir. Kanunlar ihtilafı, uyuşmazlığı çözecek kuralları gösterir.

                                  esas  (evlenmenin 17 yaşında yapılabileceği MK hükmü)
MADDİ HUKUK                             
                                 
şekil 
(evlenmenin resmi memur önünde yapılması)
  

USUL HUKUKU          (görevli ve yetkili mahkeme, deliller, yargılamanın nasıl yapılacağı vs.)

GÖSTERİCİ               (ihtilafın hangi hukuk tarafından çözüleceğini gösterir)

               Bir hukuki olay, yabancı unsur sebebiyle birden fazla ülkeyle irtibatlıysa ve bu hukuk sistemleri farklıysa, hangisi tercih edilecektir? Farklı hukuk sistemleri olduğu müddetçe bu soru sorulacaktır. Bu sorunun nasıl çözümleneceğiyle ilgili bazı yaklaşımlar vardır: 

1. ‘Lex Fori’ci Yaklaşım
            Bir dava, hangi mahkemede görülüyorsa, o mahkeme hukuku uygulanmalıdır. Eğer bu sistem kabul edilmiş olsaydı, devletler hukuku olmazdı. 11. yüzyıldan itibaren bu sistem terkedilmiştir. Zira, haksız ve adaletsiz sonuçlar doğurmuştur. Mesela, adamın ülkesinde iki karısı vardır. Bu adama ikinci karısı tarafından Türkiye’de bir nafaka davası açılması durumunda, ikinci evlilik geçersiz olacağından dava reddedilecek ve adaletsiz sonuçlar doğacaktır.  

2. Maddi Milletlerarası Özel Hukuk Kuralları
            Bu kurallar, gösterici kurallar değildir. Bunlar, yabancı unsuru doğrudan çözmeyi amaçlarlar. Bunlara bu yüzden ‘maddi’ denmektedir. İkiye ayrılarak incelenebilir: 

a) Milli        : Mesela, bizim Borçlar Kanunumuzun konuluş amacı, Türkiye’deki borç ilişkilerini düzenlemektir. BK’nın, uluslararası borç ilişkilerini düzenleme gibi bir amacı yoktur. Uluslararası borç ilişkilerinde ise tarafların istekleri farklıdır. Bazı devletler, ikili kanunlar yapmışlardır. Bizim de böyle bir kanunumuz vardır: Milletlerarası Tahkim Kanunu. Bu kanun, milletlerarası hususlardaki tahkim konularını düzenlemektedir. İç hukuka ilişkin tahkim ise HUMK’ta yer almaktadır. Her iki kanunu da TBMM çıkarmıştır ama birbirlerinden farklıdır. 
b) Milletlerarası    : Herhangi bir devlet tarafından kabul edilmemiş, ancak uluslararası alanda geçerli olan bir takım kurallar vardır. Lex mercatoria, ticari örf ve adet kurallarıdır. Uluslararası örgütler bunları kodifiye etmiştir. Uluslararası ödeme (akreditasyon), teslim yöntemleri Paris Ticaret Odası’nca yazılı hale getirilerek yayınlanmıştır. Paris Ticaret Odası bağımsız, uluslararası bir kuruluştur. Mesela, akreditif konularında bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda, mahkemelerimiz, PTO’nun bu kurallarını uygular. Bu konuda bizim mevzuatımızda düzenleme yoktur.  

3. Üst Otorite
            Tüm dünyada, bir üst otorite oluşturulması istenmektedir. Ancak bu, ütopik kalmaktadır.  

4. Kanunlar İhtilafı Kurallarının Yeknesaklaştırılması
            Bununla, tüm ülkelerde aynı kanunlar ihtilafı kurallarının olması isteniyor. Böylece, bir uyuşmazlık hangi ülkenin mahkemesine gitse, kurallar hep aynı yeri gösterecektir. Bu konudaki çalışmalar Lahey’de sürdürülmektedir. Çek ve Poliçeye İlişkin Cenevre Sözleşmesi, bu konuda başarılı da olmuştur. Ancak yeknesaklaştırma oldukça zordur, bugün AB’de bile çok ilerleme kaydedilmiş değildir. Yalnızca akitlerle ilgili bazı hususlarda yeknesaklaştırma yapılabilmiştir.

5. İhtilafçı Metod (Savigny Metodu)
            Bugün en gerçekçi ve en çok kullanılan yöntemdir. 1800’lü yıllarda yazdığı eserinde bu sistemi Savigny kurmuştur. Hukuk düzeni tarafından kategorize edilen ilişkilerin ağırlık noktası, özü esas alınarak, ihtilaf, bir ülkeyle irtibatlandırılır, bağlantı kurulur. Mesela, ahvali şahsiyeye ilişkin ihtilaflarda ağırlık noktası ikametgâhtır. Yani, kişinin ikametgâhı hangi ülkedeyse, uyuşmazlık, o ülke ile irtibatlandırılır. Mülkiyet hukukuna ilişkin ihtilaflarda ağırlık noktası ise, eşyanın bulunduğu yerdir. Bu ağırlık noktasını herkes farklı değerlendirebilir.  İhtilafçı metodun kullandığı kurallara bağlama kuralları denir. Mesela, ABD’de, bizdekinin aksine, milli kanun diye bir şey yoktur. ABD’de bölgeler arası hukuk kuralları vardır ve bu nedenle ‘milli hukuk’ dendiğinde, bu tabir, uygulanacak hukuku göstermez. Zira her eyaletin hukuk sistemi farklıdır. ABD’de ikametgâh hukuku esası geçerlidir. Bu nedenle, bir ABD vatandaşının Türkiye’deki yargılamasında, bu kişinin ikametgâhını bilmek önemlidir.
            Bazı ülkelerde ise, kişilere göre uygulanan hukuk kuralları da farklılık göstermektedir. Mesela, Hindistan’da, her kasta uygulanan hukuk farklıdır. Yine, İran’da Musevi, Hıristiyan ve Müslümanlar’a uygulanan hukuk birbirinden farklıdır.
            Bunlardan başka bir de zamanlar arası hukuk kuralları vardır. Birbiri ardına yürürlüğe giren kurallar arasında ihtilaf olabilir. Mesela, eski MK ile, yeni MK arasındaki ilişki gibi. 01.01.2002’den önceki bir evlenmeye ilişkin uyuşmalıklara eski kanun uygulanır. Ancak, 01.01.2002’de yeni kanunun yürürlüğe girmesiyle artık yeni kanun uygulanacaktır. Genellikle bu durum, ülkenin iç hukukundaki tatbikat kurallarına göre çözümlenir.  

BAĞLAMA KURALLARI

“Hak ve fiil ehliyeti, ilgilinin milli hukukuna tâbidir.” (MÖHUK m.8)
“Evlenmenin şekli, yapıldığı yer hukukuna tâbidir.” (MÖHUK m.12)

             İlk hükmün konusu, hak ve fiil ehliyetidir. İkincisinin ise, evlenmenin şeklidir. Hak ve fiil ehliyetinde ağırlık noktası, milli hukuktur. Kıta Avrupası genellikle milli hukuk, Anglo-Amerikan hukukunda ikametgâh anlayışı geçerlidir. Mülkiyete ilişkin ihtilaflarda malın bulunduğu yer; akitlerde önce inikat yeri, sonra ifa yerinin ağırlık noktası olduğu kabul edilmiş. Yani, farklı görüşler olabilmektedir. İşlemlerin yapılması halinde, işlemin yapıldığı yer ağırlık noktasıdır.  

Bağlama Kurallarının Tasnifi Tek Taraflı / Çok Taraflı Bağlama Kuralları
            Eğer bir bağlama kuralı, hangi hallerde ‘lex fori’nin (mahkemenin hukuku) uygulanacağını söylüyorsa, bu bir tek taraflı bağlama kuralıdır. MÖHUK m.22/I, buna örnek olarak verilebilir. Çok taraflı bağlama kuralları ise, hakimin hukuku lehine bir tercih yapmadan, objektif kurallara göre tespit yapan kurallardır. Mesela, hak ve ehliyet ile ilgili kural (m.8) böyledir. Zira, burada hangi hukukun uygulanacağı baştan belli değildir. Çok taraflı bağlama kuralları, hakimin hukukuyla yabancı hukuk arasında tarafsızdır. 

Bağımlı / Bağımsız Bağlama Kuralları
            Herhangi bir kurala tâbi olmaksızın uygulanacak kuralı gösteren kurallar, bağımsız bağlama kuralıdır. Bunlar, uygulanacak hukuku gösterirken başka bir kurala ihtiyaç duymazlar. Bazı kurallar ise, uygulanacak hukuku gösterebilmek için başka bir kurala ihtiyaç duyarlar.  Mesela, vesayet, uygulanacak hukuka tâbidir (m.9/I). Bu, bağımlı hukuku gösterir. Örneğin, MÖHUK m.5, kamu düzeni kuralıdır. Bu kuralın da kedi başına bir anlamı yok, başka bir kuralla birlikte uygulanır. 

Yalın / Basamaklı (Şelale) Bağlama Kuralları 
            Yalın bağlama kurallarında bir tek bağlama noktası vardır. Mesela, m.5’te olduğu gibi. Oysa basamaklı bağlama kurallarında birden fazla bağlama noktası vardır. İlk basamak gerçekleşmezse, ikinci basamağa; bu gerçekleşmezse, üçüncü basamağa; bu gerçekleşmezse, dördüncü basamağa … geçilir. Eğer bir basamakta bağlama noktası varsa, bir alt basamağa geçilmez.Buna örnek olarak m.12 verilebilir.

                                         Metnin tamamını okumak için tıklayınız.



Favori olarak ekle (14) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Yazdır

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • Üye olmayan ziyaretçilerimiz de yorum yazabilirler.
  • Ancak spam'lere engel olmak amacıyla yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
Joomla Templates by Joomlashack